(1479 S. K. m. 25, 26) (506 S. K. m. 79)
Davacı, eşi Oktay Övençoğlu'nun 15.11.1995-04.09.1996 ve 31.12.1998-08.02.1999 tarihleri arasında zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği biçimde isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacı, 15.11.1995/04.09.1996 ile 31.12.1998/08.02.1999 tarihleri arasındaki iki ayrı dönemde limited şirket ortağı olarak vergi dairesinde kayıtlı bulunan ölü eşi Oktay Övençoğlu'nun Bağ-Kur sigortalısı olarak kabul edilmesi yolundaki başvurusunun 619 s. Yasa Hükmünde Kararname'nin Anayasa Mahkemesi'nce iptal edilmesi nedeniyle Kurumca reddedildiğini ileri sürerek, uyuşmazlık konusu sürelerde eşinin Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, bilirkişi raporu doğrultusunda, davayı kabul etmiş ve 1479 s. Kanun'un 24, 25 ve 26. maddeleri gereğince davacının eşinin zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine karar vermiştir.
Sigortalının talep konusu dönemde limited şirket ortaklığından ötürü vergi kaydının bulunduğu ve bu nedenle sigortalılık niteliğini taşıdığı durumda Kuruma tescilinin ve prim ödemesinin bulunmadığı tartışmasızdır.
1479 s. Kanun'un 26. maddesi sigortalı olmak hak ve yükümlülüğünden vazgeçilemeyeceğini, aynı Kanun'un 25. maddesi ise kanuni şartların gerçekleştiği tarihte sigortalılığın kendiliğinden başlayacağını hüküm altına almıştır. Öte yandan kanun koyucu 26. madde ile sigortalılara, 3 ay içerisinde Kuruma başvurarak kayıt ve tescillerini yaptırmak yükümünü getirmiş, tescillerini yaptırmayanlar hakkında ise Kurumca resen tescil işleminin yapılacağı emredici biçimde kurala bağlanmıştır.
1479 s. Kanun'da 506 s. Kanun'un 79. maddesine paralel nitelikte bir düzenleme bulunmadığı için kural olarak hizmet tespiti davası açılmasının mümkün olmadığını dikkate alan kanun koyucu sigortalılık niteliğini taşıdıkları durumda Kuruma tescil edilmemiş kişilere zaman zaman tescil imkanı tanınmış ve ayrıca istem halinde primi ödenmek şartıyla geçmişteki çalışmaların değerlendirilmesi sağlanmıştır.
Bu kapsamda 619 s. Yasa Hükmünde Kararname'nin geçici 1. maddesi ile kayıt ve tescilsiz sigortalılara 04.10.2000 gününden itibaren yeniden tescil imkanı getirilmiş, ancak söz konusu Yasa Hükmünde Kararname Anayasa Mahkemesi'nce daha sonra iptal edilmiştir.
Son olarak 02.08.2003 günlü Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 4956 s. Kanun'un geçici 18. maddesi, 619 s. Yasa Hükmünde Kararname'nin geçici 1. maddesindeki hükmü tekrarla sigortalılık niteliğini taşıdıkları durumda 04.10.2000 gününe kadar kayıt ve tescilini yaptırmayanlara yeni bir imkan getirmiştir.
4956 s. Yasa'nın yürürlük gününden önce Kuruma başvurarak tescil talep eden ve bu talebin Kurumca reddi üzerine iş bu davayı açan davacının söz konusu geçici 18. madde hükmünden yararlandırılması ve uyuşmazlığın bu madde kapsamında çözüme kavuşturulması gerekirken eksik inceleme sonucu yazılı biçimde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup, bozma nedenidir.
Mahkemece yapılacak iş, geçici 18. madde uyarınca davacının eşinin 04.10.2000 gününden itibaren zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine ve davacı tarafından prim borcu ödenmek kaydıyla talep konusu sürelerin sigortalılık süresi olarak değerlendirilmesi gerektiğinin tespitine karar vermekten ibarettir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen kararın yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, 05.07.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy