(506 S. K. m. 26, 109)
Dava: Davacı, iş kazası sonucu sürekli işgöremezlik durumuna giren sigortalıya bağlanan peşin değerli gelirler ile yapılan harcama ve ödemeler sebebiyle uğranılan Kurum zararının rücuan ödetilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği biçimde isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Karar: Hükmün, davacı ve davalılardan DSİ Genel Müdürlüğü ile Hasan Çiftçi Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Özlem Hatiboğlu tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dava, iş kazasında sürekli işgöremez duruma giren sigortalıya Kurumca yapılan sosyal sigorta yardımlarının davalılardan 506 s. yasa 26. madde uyarınca müşterek ve müteselsilen tahsiline ait olup, mahkemece; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
506 s. yasanın 26. maddesi halefiyet ilkesine dayanmakta olup, Kurumun rücu alacağı sigortalı veya hak sahiplerinin tazmin sorumlularından isteyebilecekleri maddi tazminat miktarı ile sınırlıdır. Sigortalı tarafından tazminat davası açılmışsa halefiyet ilkesi gereğince bu davada alınan kusur ve hesap raporları Kurum açısından bağlayıcı olacaktır. Ankara 5. İş Mahkemesinin 2000/631 Esas numarasında kayıtlı dava ile sigortalı tarafından tazminat davası açılmış olduğu anlaşılmakla; ilgili dosya celbedilerek iş bu rücu davası ve davacı Kurum yönünden kusur ve hesap raporlarının bağlayıcı hale gelip gelmediğinin kararda tartışılmaması isabetsizdir.
Öte yandan; davalı Hasan Çiftçi'nin sigortalının sürekli işgöremezlik oranına itirazı nedeniyle, 506 s. Kanunun 109. maddesinde ön görülen prosedür doğrultusunda inceleme yapılarak, sigortalının tedavisine ait SSK ve hastanelerdeki dosyaları bütün içerikleriyle getirtilip, konu hakkında öncelikle Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu'ndan itiraz doğrultusunda rapor alınması, anılan kurul tarafından verilen raporun davacı Kurum açısından bağlayıcı olmasına karşın davalının bu rapora da itiraz hakkının bulunduğu gözetilerek, itirazı halinde Adli Tıp Kurumu veya tıp fakültelerinin konuya ait anabilim dalı uzmanlarından oluşturulan kurullardan rapor alınmak suretiyle, uğradığı iş kazasına bağlı olarak sigortalının meslekte kazanma güç kaybı oranının kesin şekilde belirlenmesi; meslekte kazanma güç kaybı oranı konusunda ortaya çıkacak değişikliğin gerçek zarar tavanına yansıtılması gereğinin gözetilmemesi isabetsizdir.
Kabule göre de; sigortalının askerlik süresinde gelir elde edemeyeceğini gözetmeyen ve askerlik süresini maddi zarar hesabında dışlamayan hesap raporunun hükme esas alınması usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
O durumda davacı SSK ile davalılar DSİ ve Hasan Çiftçi'nin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, temyiz harcının istem halinde ilgiliye iadesine 25.05.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy