(1479 S. K. m. 25)
Dava: Davacı, oğlu adına kayıtlı olan 272.250.571 Bağ-Kur no.lu kaydın iptal edilmesine ve borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği biçimde isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Mustafa Taş tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: Vasi, vesayeten açtığı davada, akıl hastası olan davacı oğlunun sigortalı olmadığını, Kurumca çıkarılan prim borcunun yersiz olduğunu ve iptali gerektiğini ileri sürmüş; Mahkeme ise, davayı aynen kabul etmiştir. Dosya içerisinde mevcut sağlık kurulu raporuna göre ileri derecede akıl hastası olduğu ve bu sebeple başkasının yardımı olmaksızın yaşamını sürdüremediği belirlenen sigortalının, hastalığın tespit edildiği rapor tarihi olan 18.12.1997 gününden sonra kendi adına bağımsız olarak sigortalı çalışma yapmasının tıbben mümkün olmaması karşısında Mahkemenin bu tarihten sonraki döneme ait olarak verdiği kabul kararı yerinde görülmüştür. Ne var ki, hastalığın raporda belirtilen boyutlarıyla hangi tarihte başladığı araştırılmamıştır. Şayet, rapor gününden önce de bu hastalık mevcut ve bu sebeple sigortalı çalışmaya mani durum söz konusu ise, Mahkemenin bu konuyu sağlık raporu ile belirleyip hastalığın ortaya çıktığı tarihten sonraki dönem için davacının sigortalı olmadığına karar vermesi gerekir.
İlk tescil tarihi olan 17.03.1976 tarihi itibarıyla yürürlükte olan 1479 s. Kanun'un 24. maddesi hükmüne göre Bağ-Kur sigortalılığı için bağımsız çalışma ve kanunla kurulu meslek kuruluş kaydı şartları aranmakta iken, 04.05.1979 gününde yürürlüğe giren 2229 s. Kanunla, meslek kuruluş kaydı madde metninden çıkarılmış ve sigortalılık için yalnızca bağımsız çalışma aranmıştır. Şu durumda davacının Kuruma tescil edildiği tarihte vergi kaydı zorunlu olmadığından, tescil gününden Mahkemece belirlenecek hastalık gününe kadar olan sürede davacının sigortalı çalışmalarının varlığı araştırılmalı ve buna göre bir karar verilmelidir.
Mahkemenin yukarda açıklanan esaslar doğrultusunda inceleme yaparak elde edilecek sonuca göre bir karar vermesi gerekirken, yazılı biçimde hüküm kurmuş olması usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, 28.09.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy