(506 S. K. m.26) (1475 S. K. m.73)
Davacı, iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine bağlanan peşin değerli gelirler ile yapılan harcama ve ödemeler nedeniyle uğranılan Kurum zararının rücuan ödetilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Hatice Kamışlık tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dava; 18.06.1997 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu vefat eden sigortalı işçi Salih Damar'ın hak sahipleri için Kurumca yapılan sosyal sigorta yardımlarının 506 sayılı Kanunun 26. maddesi uyarınca rücuan ödetilmesi istemine ilişkin olup, Mahkemece hükme dayanak yapılan bilirkişi kusur raporunda, sigortalı %100 kusurlu bulunmuş ve davalılar hakkındaki dava reddolunmuştur.
Bu tür davalarda; bilirkişinin kusur durumunu saptarken iş güvenliği mevzuatına göre hangi önlemlerin alınması gerektiğini, bu önlemlerin işverence alınıp alınmadığını ve alınmış önlemlere sigortalı işçinin uyup uymadığını 1475 sayılı Kanunun 73. maddesi hükmü doğrultusunda raporda tartışması gerekir. İşverenin tamamen kusursuz kabul edilebilmesi için anılan madde gereğince, işyerindeki işçilerin sağlığı ve iş güvenliğini sağlamaya yönelik her türlü tedbiri almak, uygun çalışma ortamı hazırlamak, araçları noksansız bulundurmak, işçileri etkin bir biçimde denetlemek, gözetmek gibi yükümlülüklerini özenle yerine getirmesi gerekir.
Açıklanan hukuki olgular karşısında hükme dayanak alınan kusur raporunun 26. madde de aranan unsurları taşımadığı ve Yargıtay denetimine elverişli nitelikte olmadığı anlaşılmaktadır. Ayrıca zararlandırıcı sigorta olayı nedeniyle açılan ve 4616 sayılı Yasa gereğince ertelenmesine karar verilen Kavaklıdere Asliye Ceza Mahkemesinin 1998/15 Esas-2001/6 Karar sayılı ceza davasında alınan kusur raporunda; davalı Hayri'ye 2/8, şantiye şefi Ahmet'e 1/8,sigortalıya ise 5/8 oranında kusur verilmiş olması karşısında, raporlar arasındaki açık çelişki giderilmeden hüküm kurulmuş olması da isabetli bulunmamıştır.
Mahkemece açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik inceleme ve araştırma ile karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 29.03.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy