(506 S. K. m. 80) (6183 S. K. m. 62, 70)
Davacı, Sosyal Sigortalar Kurumu Adana İl Müdürlüğünün 1999/11394 ve muhtelif no.lu dosyalarından yapılan gayrimenkullere ait haciz işlemlerinin iptal edilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği biçimde isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Mustafa Taş tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Davanın kanuni dayanağı 506 s. Yasanın 80. maddesi ile 6183 s. Yasanın olayımızla ilgili maddeleridir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık davacı Belediye Başkanlığının Kuruma karşı doğan prim borcundan dolayı sahibi bulunduğu gayrimenkullerin haczedilip, haczedilemeyeceği ve borç miktarını aşan değerdeki haczin ortadan kaldırılıp kaldırılamayacağı noktasında toplanmaktadır.
Dosya kapsamına göre, haczedilen taşınmazların borçlu Belediyenin özel mülkiyetine konu iş merkezi olduğu tartışmasızdır. Bu sebeple 6183 s. Yasanın 70. maddesi kapsamında bulunmayan işbu taşınmazların haczedilemeyeceğine ait Mahkeme kararındaki gerekçe yerinde görülmemiştir.
Öte yandan Kurumun, borca yetecek miktardan fazla değerde ki taşınmaz üzerine haciz koyduğunu ileri süren davacının, Sulh Hukuk Mahkemesinden almış olduğu uyuşmazlık konusu taşınmazlara ilişkin kıymet tesbit kararındaki değer miktarı esas alınarak, bir kısım taşınmaz üzerindeki haczin kaldırılmasına kanuni olarak cevaz verilip verilemeyeceği konusunun da ayrıca çözümlenmesi gerekir.
6183 s. Kanundaki takip usulüne göre, haczedilen mallara haczi yapan memur tarafından değer biçilir. Bu değerlendirmeyi yetersiz bulan borçlunun isteği üzerine veya Sosyal Sigortalar Kurumu Müdürlüğünün gerek görmesi halinde, yeniden bilirkişi marifetiyle değer takdir edilebilir. Somut olayda haciz memurunun bu çerçevede değer tespiti yapmadığı, borçlunun dahi borca yetecek miktardan fazla taşınmazın haczi işlemine karşı Kuruma başvurmadan Sulh Hukuk Mahkemesinden taşınmazların kıymetine ait tespit kararı aldığı ve bilahare işbu davayı açtığı görülmüştür. 6183 s. Yasanın 62. maddesi gereğince, Kurumun, haciz uygulamaktaki amacının kamu alacağını tahsil etmek olduğu gerçeğini göz önünde bulundurarak borçlunun takip konusu borcuna yetecek miktardaki mallarına haciz uygulamakta özenli davranması ve bu değeri karşıladıktan sonra başka mallarına haciz uygulayarak borçlunun malları üzerindeki tasarruf hakkına zarar vermemesi gerekir.
6183 s. Kanunda haciz uygulamasına karşı borçlunun dava açabileceğine ait herhangi bir hüküm mevcut değilse de, aksine bir kanun kuralının da bulunmadığı dikkate alınarak, borca yetecek miktardan fazla malın haczedilmesi halinde, borçlunun 62. maddeye aykırılık sebebiyle dava açabileceğinin kabulü gerekir.
Ne var ki, böyle bir davada Mahkeme, Kurumun taraf olmadığı hasımsız tespit davasında belirlenen kıymete itibar etmeyerek, bilirkişi aracılığıyla hacze konu taşınmazların ayrı ayrı kıymetlerini tespit etmeli ve davalı Kurumun takip konusu toplam borcun asıl ve fer'ilerini karşılamaya yetecek miktarın dışında kalan taşınmazlar yönünden davanın kabulüne karar vermelidir. Aksi halde, Kurumun taraf olmadığı tespit davasında belirlenen gerçeğe aykırı değerlere itibar edilerek kamu alacağının tahsiline imkan bırakılmamış olur.
Mahkemenin yukarda açıklanan esaslar doğrultusunda yargılama yaparak elde edilecek sonuca göre bir karar vermesi gerekirken, eksik inceleme sonucu yazılı biçimde karar vermiş olması, usul ve kanuna aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönlere ait temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmü yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, 26.10.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy