(1479 S. K. m. 63) (818 S. K. m. 43, 44)
Davacı, trafik kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine bağlanan peşin değerli gelirler ile yapılan harcama ve ödemeler sebebiyle uğranılan Kurum zararının rücuan ödetilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği biçimde isteği hüküm altına almıştır.
Hükmün, davalılar Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Özlem Hatiboğlu tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
1- Dava, trafik kazasında vefat eden sigortalının hak sahiplerine Kurumca yapılan sosyal sigorta yardımlarının 1479 Sayılı Yasanın 63. maddesi uyarınca rücuan tahsiline ait olup, mahkemece; davalı Ayşe'nin işleten olmadığının usulünce ispatlanamadığından bahisle davanın kabulü ile davalıların rücu alacağından müşterek ve müteselsil sorumluluğuna karar verilmiştir.
Davacı Bağ-Kur; kusurlu sürücünün kullandığı aracın maliki sıfatıyla rücu alacağından sorumlu bulunduğundan bahisle sair davalı Ayşe Kural'a da husumet yöneltmiştir.
1479 sayılı Yasanın 63. maddesi kapsamında rücu edilecek kişilerin sorumlulukları; öncelikle 3.kişinin suç sayılan hareketi ile yasada belirtilen yardımların yapılmasını gerektiren bir halin doğması ve sigortalıya ya da hak sahiplerine yardım yapılması koşuluna bağlanmıştır.
Ne var ki, anılan Kanunun 63. maddesinin 3396 sayılı Kanunla değiştirilen 2.fıkrasında yer alan ...araç sahiplerine... ibaresi; Anayasa Mahkemesinin 27.03.2002 gün ve 2001/343 Esas, 2002/41 Karar SAYILI kararı ile iptal edilmiş ve iptal kararı 13.11.2002 tarih ve 24935 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Bu durumda; araç malikinin 1479 sayılı Yasanın 63. maddesi kapsamında Kurumun rücu alacağından sorumluluğu ancak 2918 sayılı Yasanın 3. maddesi hükmünde ön görülen tanım çevresinde işleten sıfatını haiz bulunması halinde mümkündür. Bir başka anlatımla; trafik sicilinde adına kayıtlı bulunan araç üzerindeki fiili hakimiyeti ile aracı, tehlikesi kendisine ilişkin olmak üzere kendi ad ve hesabına işletiyor olması gereklidir. Trafik sicilinde adına kayıt bulunan kişi aracı kendi hesabına ve kendisine ilişkin olmak üzere kullanıyor ve araçtan çıkar sağlıyor ise karşılığında hem şekli hem de maddi anlamda işletenlik sıfatı birleşmiş olur. 2918 sayılı Kanunun 3. maddesindeki işletenlik sıfatı ticari faaliyete ait olup, özel araç malikinin aracı ticari amaçla işletmesi söz konusu olamayacağından özel araç maliki işleten sıfatını haiz değildir.
Somut olayda davalı Ayşe Kural adına kayıtlı aracın gayri ticari araç olarak sicilde kayıtlı bulunduğu, davalı adına ticari amaçla işletilmesinin söz konusu olmadığı anlaşılmakla Ayşe Kural yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı biçimde karar verilmesi isabetsiz olup bozma nedenidir.
2- Ölen sigortalının zararlandırıcı sigorta olayı sırasında davalı sürücü Ahmet Kahraman tarafından ücretsiz taşınmasından dolayı hatır taşımacılığı olduğu halde, mahkemece hüküm altına alınan rücu alacağından Borçlar Yasasının 43 ve 44 maddelerine göre takdir edilecek bir oranda hakkaniyet indirimi yapılmamış olması usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, temyiz harcının istem halinde ilgiliye iadesine, Üye Neslihan Sever'in muhalefetine karşılık; Başkan Vekili M. Zafer Erdoğan, Üyeler Sami Koçak, Süleyman Caner ve Ali Göcen'in oylarıyla ve oyçokluğuyla 21.09.2004 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Davanın kanuni dayanağını teşkil eden 1479 sayılı Yasanın 63. maddesinde; rücu edilebilecek kişiler kapsamında ön görülen araç sahiplerine ibaresi, Anayasa Mahkemesinin 27.03.2002 gün ve 2001/343 Esas, 2002/41 Karar sayılı kararı ile kişilerin üzerlerine kayıtlı aracı tasarruf edip etmedikleri araştırılmaksızın yalnızca kayıt işleminin objektif sorumluluğa esas alınmasının doğru olmadığı vurgulanmak suretiyle iptal edilmiş ve iptal kararı 13.11.2002 tarih ve 24935 sayılı RG'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Hal böyle olunca da, araç malikinin Bağ Kur'un rücu alacağından sorumluluğu ancak; 1479 sayılı Yasanın anılan maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sair sorumlular kapsamında 2918 sayılı Yasanın 3 maddesi ile 85/1 maddesi hükmünde tanımlandığı şekilde işleten sıfatını taşıması halinde mümkündür.
Bu yönde; işleten kavramının tespitine ait kriterlerden şekli ölçüye göre işleten; satışa esas olan tescil belgesinde, aracın fen'i muayene ve trafiğe çıkmasının temelini oluşturan trafik belgesinde, sigorta poliçesi ile vergi kaydın da adı yazılı olan kişidir. Nitekim 2918 sayılı Yasanın 3. maddesi hükmünde de işleten kavramına açıklık getirilmek suretiyle araç sahibi olan veya aracı mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracı uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin halinde kiracı, ariyet veya rehin alan kişi olarak ifade edilmektedir.
Ne ki, 2918 sayılı Yasanın anılan maddesinde, ...ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ilişkin olmak üzere işlettiğini ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğunu ispat ederse bu kimse işleten sayılır. hükmü ile de kanun koyucu maddi ölçüyü esas alarak varsayımlı işleten kavramına yer vermiştir. Maddi ölçü kriterine göre işleten ise, aracın kullanılmasından yarar sağlayan, araçtan doğan tehlikeleri ve aracın giderlerini üstlenen, araç üzerinde fiili olarak egemen olan ve tasarrufta bulunan kişidir.
Bu yönde; aracın trafiğe çıkarılmak suretiyle kullanılmasından sağlanan yararın mutlaka ekonomik bir nitelik taşıması şart olmayıp, ekonomik yararlanma dışında manevi bir yararlanma veya yalnızca bir rahatlığın sağlanması da bu kavram içerisinde kabul edilmelidir.
Diğer taraftan, işletenin 2918 sayılı Yasanın 85/1. maddesi hükmünden kaynaklanan hukuki sorumluluğu; motorlu aracın karayolu yada karayolundan sayılan yerde işletilmesine özgü tipik bir tehlike fikrine dayanan tehlike sorumluluğu olup, ticari bir işletmeye dahil olmayan, ticari amaçla işletilmeyen özel bir aracın sebep olduğu kazalarda da işletenin anılan madde kapsamında hukuki sorumluluğuna gidilmelidir.
Hal böyle olunca da; özellikle 2918 sayılı Yasanın 3. maddesindeki işleten sıfatının ticari faaliyete münhasır olmayıp, aracın işletilmesinden sürekli olarak maddi yada manevi yarar sağlamanın, sair koşullarında varlığı halinde, işleten sıfatının kazanılması için yeterli bulunduğu esası da gözetilmek suretiyle, davacı Bağ-Kur'un, kusurlu sürücünün kullandığı aracın maliki sıfatıyla rücu alacağından sorumlu olduğundan bahisle husumet yönelttiği davalı Ayşe Kuralın; trafik sicilinde gayri ticari araç olarak adına kayıtlı bulunan aracın; kaza tarihi itibariyle işleteni olup olmadığı gereğince araştırılarak sonucuna göre işleten sıfatını taşıdığının anlaşılması durumunda rücu alacağından sorumluluğuna hükmolunmalıdır.
Yukarıda açıklamaya çalıştığım esaslar çerçevesinde, 2918 sayılı Yasanın 3. maddesindeki işletenlik sıfatının ticari faaliyete ait bulunması sebebiyle özel araç malikinin işleten sıfatını haiz olamayacağından bahisle, kazaya karışan gayri ticari aracın kayıt maliki olan davalı Ayşe Kural'ın, rücu alacağından sorumlu tutulamayacağına ait olarak Dairemiz bozma kararının 1 numaralı bendinde öngörülen bozma gerekçesine nedenine katılamıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy