(506 S. K. m. 60) (2829 S. K. m. 8) (1086 S. K. m. 388, 389, 417, 423, 438) (1136 S. K. m. 164, 169)
Dava: Davacı, askerlik borçlanmasının geçerli olduğunun tespiti ile 09.05.2000 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanmasına ve yersiz olarak ödenen primlerin ödeme tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, taraflar Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Mustafa Arınmış tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: 1- Davacı Avukatı temyizi yönünden, davacıdan 31.08.2001 tarihinde yersiz olarak alınan 3.634.750.000 liranın iadesine karar verilmiş ise de talep olduğu halde yasal faize hükmedilmemesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
2- Davalı Avukatının temyizi yönünden, dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanunî gerektirici sebeplere ve özellikle, davanın yasal dayanağını teşkil eden 506 sayılı Kanunun 60/F maddesi hükmü kapsamında; bu Kanuna göre sigortalı olarak tescil edilmiş bulunanlara, er olarak silah altında ya da yedek subay okulunda geçen sürelerini borçlanma imkanı tanınmışsa da, başka sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi olanların Sosyal Sigortalar Kurumuna borçlanma yapamayacaklarının aynı madde hükmü gereği bulunmasına, somut olayda da; davacının, askerlik süresini borçlanma isteminde bulunduğu ve borçlanma bedelini ödediği tarihlerde Sosyal Sigortalar Kurumu sigortalısı olmayıp 1479 sayılı Kanuna tabi sigortalı olduğu anlaşılmakla, askerlik borçlanmasını Bağ-Kur'a yapması gerekmekte ise de, yanlış sosyal güvenlik kuruluşuna yapılarak primi ödenen bu borçlanmanın Bağ-Kur'a aktarılarak Bağ-Kur Kanunu kapsamında değerlendirilmesinin, sosyal güvenliğin temel ilkeleri gereği bulunmasına, bu bağlamda davacının 09.05.2000 günlü tahsis talebi üzerine 2829 sayılı Kanunun 8/1. maddesine göre Bağ-Kur tarafından yaşlılık aylığı bağlanmasında; davacının borçlanarak primini ödediği işbu askerlik süresinin de gözetilmesi gereğine yönelik karar yerindedir.
Yargılama giderlerinden sayılan ve Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 423, Avukatlık Kanununun 169 ve Avukatlık Ücret Tarifesinin 1. maddelerinde düzenlenen, ancak müstakil bir varlığı olmayan ve ait olduğu davanın konusunu teşkil eden hak ve alacağa sıkı sıkıya bağlı bulunan avukatlık ücretinin; haksız çıkan tarafa yükletilmesi gerekir. Zira, haksız davranışta bulunan bir kimsenin, bu haksız davranışının bütün sonuçlarından sorumlu tutulması hukukun genel kurallarındandır. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun, yargılama giderlerinin haksız çıkan tarafa yükletilmesine ilişkin 417. maddesi bu ilkeye dayanmaktadır. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 388 ve 389. maddeleri uyarınca hükmün, taraflara yönelik olarak kurulması gerekirken, Avukatlık Kanununun; avukatla iş sahibi arasındaki iç ilişkiyi düzenleyen 164/son maddesine yanlış anlam verilerek, taraflar lehine hükmolunması gereken avukatlık ücretinin; yazılı şekilde davacı ve davalı vekillerine verilmesine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki; bu aykırılıkların düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır.
Sonuç: Hükmün 1. bendindeki 3.634.750.000 lira primin rakam ve sözcüklerinden sonra gelmek üzere ödeme tarihi olan 31.08.2001 tarihinden sonra yasal faizi ile sözcüklerinin yazılmasına, hükmün ücreti vekalete dair 3. ve 4. bentlerinde davacı vekiline ve davalı vekiline sözcüklerinin silinerek yerine sırasıyla davacı tarafa ve davalı tarafa yazılmasına hükmün düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA, 25.10.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy