(1479 S. K. m. 24) (HGK. 23.05.2001 T. 2001/21-420 E. 2001/430 K.)
Davacı, 20.04.1982-20.01.1984 tarihleri arasındaki sürenin sigortalı hizmetten sayılarak, 30.05.2003 tarihi itibarıyla yaşlılık aylığı bağlanmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği biçimde isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, taraflar Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Hatice Kamışlık tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre, davalı Kurumun temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davacının temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Dava, davacının 20.04.1982 ile 22.01.1984 tarihleri arasındaki Bağ-Kur sigortalılığının geçerliliğine, hak ediş tarihi itibarıyla yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti ile aksine kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.
01.04.1972 gününde yürürlüğe giren 1479 sayılı Yasa'nın 2229 sayılı Kanun ile değişik 24. maddesinde ön görülen koşulları taşıması sebebiyle zorunlu Bağ-Kur sigortalısı sayılan davacının, kendi nam ve hesabına bağımsız çalışmasına son vermesine rağmen, aynı maddede 2654 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik kapsamında, ticari kazanç veya serbest meslek kazancı dolayısıyla gerçek veya götürü usulde gelir vergisi mükellefiyeti bulunmadığından bahisle sonradan 20.04.1982 tarihi itibarıyla davacının zorunlu Bağ-Kur sigortalılığına son verilmesi, kazanılmış hakları ortadan kaldırmak olur ki, bu durumun kabulüne yasaca ve hukukça olanak olmadığı açıktır. (HGK. nun 23.05.2001 T.2001/420-430 sayılı kararı). Mahkemenin bu yöndeki kabulü ile davacının oda kaydının olduğu ancak vergi kaydının bulunmadığı, bu dönemde sigortalı olduğunun kabulü yerindedir. Ne var ki, davacının 31.07.1983-31.10.1983 tarihleri arasında oda kaydının bulunmamasından dolayı Bağ-Kur sigortalısı sayılmaması isabetsizdir. Davacıya Kurumca verilen 07.12.1993 günlü cevapta sigortalılığının 20.11.1970 gününden itibaren devam ettiği, 30.11.1993 tarihi itibarıyla prim ve gecikme zammı borcunun bulunmadığı bildirilmiştir. Şayet bu döneme ait primler ödenmiş ve davacının da Kurumu yanıltması söz konusu değilse, yatırılan primlerin isteğe bağlı sigortalılık olarak kabul edilerek, yaşlılık aylığı bağlanması istemi bu çerçevede yeniden irdelenmelidir.
Mahkemece açıklanan maddi ve hukuki esaslar gözetilmeksizin yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, temyiz harcının istem halinde ilgiliye iadesine, 08.11.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy