(506 S. K. m. 58)
Dava: Davacı ve karşı davalı, Kurum işleminin iptali ile malûliyet aylığının kesildiği tarihten itibaren ödenmesi gerektiğine, ödenmiş olan aylıkların geri alınamayacağına, 01.11.1997 tarihi itibarıyla yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tespitine; davalı ve karşı davacı ise, icra takibine yapılan itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemişlerdir.
Mahkeme, ilâmında belirtildiği şekilde her iki davanın da kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, taraflar Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davalı Sosyal Sigortalar Kurumunun temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Aksine hüküm bulunmadıkça, yasalar ülke sınırları içinde ki olaylara uygulanırlar. O nedenle yurt dışındaki çalışma 506 sayılı Yasanın 58. maddesinde tanımlanan sigortalı çalışma olarak nitelendirilemez. Belirtilen yasa maddesi uyarınca malûllük aylığının kesilmesi ancak Türkiye'de sigortalı olarak çalışmaya başlanmasına bağlıdır. Somut olayda ise, davacının malûllük aylığı almakta iken Almanya'da bir süre sigortalı olarak çalıştığı anlaşılmaktadır. Bu durumda Mahkemece, 04.04.1989 ile 31.05.1997 tarihleri arasında ödenen malûliyet aylıklarının istirdadına ilişkin olarak Kurum tarafından açılan davanın kabulüne ve davacı sigortalının anılan döneme ilişkin davasının ise reddine karar verilmiş olması isabetsiz bulunmuştur.
Öte yandan, sigortalının, 506 sayılı Kanun ile Türkiye ve Almanya arasında imzalanan Sosyal Güvenlik Sözleşmesine göre, kendisine yaşlılık aylığı bağlanması yönündeki talebinin reddedilmiş olması da eksik incelemeye dayalı olup, isabetsiz bulunmaktadır.
Nitekim, Türk-Alman sosyal güvenlik sözleşmesi hükümleri uyarınca dosya içinde mevcut olan, Alman Sosyal Güvenlik Kurumunca düzenlenmiş TR 4 belgesinde belirtilen sigortalılık süresi ile Türkiye'deki sigortalılık süresinin birlikte değerlendirilerek, davacının yaşlılık aylığı koşullarının oluşup oluşmadığı irdelenmeden, talebin salt 506 sayılı Kanun çerçevesinde ele alınarak reddedilmiş olması da isabetsizdir. Kuşkusuz her iki ülkede geçen sigortalı hizmetler dikkate alındığında, sözleşme hükümlerine göre kısmî aylık bağlanmasına yeterli olduğu sonucuna varılırsa, talebin bu çevrede değerlendirilerek kabul edilmesinde de yasal zorunluluk vardır.
Mahkemece yukarıda açıklanan maddî ve hukukî esaslar doğrultusunda yargılama yapılarak elde edilecek sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde davacı ve karşı davalı Cemal'in bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, 11.11.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy