(1479 S. K. m.24, 25, 26, 35)
Dava: Davacı, Bağ-Kur hizmet sürelerinin ve Bağ-Kur emekliliğine hak kazandığının tespiti ile emekliliğe hak kazandığı tarihten itibaren birikmiş olan emekli aylıklarının yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Tolga Özmen tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Kuruma yaptığı başvuru üzerine, 04.10.2000 tarihinden geçerli olmak üzere Esnaf Bağ-Kur sigortalısı olarak tescili yapılan davacı, şirket ortaklığı ile vergi ve Ticaret Odası kaydına dayanarak 20.04.1982-04.10.2000 tarihleri arasında da zorunlu sigortalı olduğunun ve yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine karar verilmesini istemiş, Mahkemece; anılan dönem aktif sigortalı olarak geçirilmediğinden davacı hakkında 1479 sayılı Kanunun, 4447 sayılı Kanunun 28. maddesiyle değiştirilen 35. maddesinin uygulanması gerektiği ve buna göre 58 yaşını doldurmadığı, dolayısıyla yaşlılık aylığına hak kazanmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiştir.
Dava, nitelikçe, Bağ-Kur'a tabi zorunlu sigortalılık süresinin belirlenmesi ve yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir. 16.04.1981 tarihinde şirket ortağı ve vergi yükümlüsü olan davacının 07.05.1981 tarihinde Ticaret Odasına kaydolduğu ve bu kayıtların halen devam ettiği, 04.01.2001 tarihinde düzenlenen giriş bildirgesi üzerine Kurum tarafından sigortalılığının 04.10.2000 tarihinden geçerli olmak üzere başlatıldığı, bu tarihe kadar prim ödemesinin bulunmadığı, 01.03.2001 tarihinde yaptığı başvurunun kabul edilmesi üzerine 20.04.1982-04.10.2000 dönemine ait prim borçlarını 07.12.2001 ve 14.12.2001 tarihlerinde ödediği, 25.10.2002 tarihinde yaptığı yaşlılık aylığı başvurusunun ise reddedildiği hususları uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık, davacının 04.10.2000 tarihinden önce zorunlu sigortalı olarak kabulüne yasaca olanak bulunup bulunmadığı ve yaşlılık aylığı koşulları yönünden hangi Kanunun uygulanacağı noktasında toplanmaktadır. Uyuşmazlığın çözümü, sigortalılık niteliğini taşıdıkları halde Kuruma kayıt ve tescil yaptırmamış olanlar hakkında 1479 sayılı Kanunda öngörülen düzenlemelerin irdelenmesini zorunlu kılmaktadır.
Kanunun 26. maddesiyle, sigortalı olma hak ve yükümlülüğünden vazgeçilemeyeceği ve kaçınılamayacağı, bu Kanuna göre sigortalı sayılanların, sigortalı sayıldıkları tarihten itibaren üç ay içinde Kuruma başvurarak kayıt ve tescil yaptırmalarının zorunlu olduğu, aksi durumda Kurum tarafından re'sen tescil işleminin yapılacağı hükme bağlanmış olmasına karşın, sigortalılık hak ve yükümlülüklerinin belirli tarihlerden başlatılmasını zorunlu kılan düzenlemelere de yer verilmiştir. Bunlar, 1479 sayılı Kanuna, 20.04.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı Kanun ile eklenen ve "Tescilini yaptırmayanlar hakkında yapılacak işlemler" başlığını taşıyan Ek Geçici 13. madde, 04.10.2000 tarihinde yürürlüğe girmiş olmasına karşın, 08.08.2001 tarihinde yürürlüğe giren 26.10.2000 günlü Anayasa Mahkemesi kararı ile tüm hükümleri iptal edilen 619 sayılı KHK'nin geçici 1. maddesi ve son olarak 1479 sayılı Kanuna, 02.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4956 sayılı Kanun ile eklenen geçici 18. maddedir. Tüm bu düzenlemelerdeki ortak nokta, tescilin belirtilen tarihlerden sonra yapılmasına karşın, Kanunda tanınan süreler içinde borçlanma hakkının kullanılabilecek olmasıdır. Kurumun dayandığı ve iptaline karar verilen 619 sayılı KHK'de ise borçlanma hakkı için bir süre de öngörülmemiştir. Bu hükümle belirtilen koşulları yerine getiren kişiler maddedeki sürelere ilişkin prim tutarlarını ödeyerek o döneme ilişkin süreleri sigortalı saydırabileceklerdir. Borçlanma hakkı, daha önce vergi kaydı bulunsa da 04.10.2000 tarihinden sonra zorunlu sigortalı olarak tescil edilmiş olanlara tanınmıştır.
Davaya konu somut olayda; gerek Kanunun 24/1-a ve 25. maddelerinde, sigortalılığın, gelir vergisi yükümlülüğünün başladığı tarih esas alınarak belirlenmesi ölçütünün öngörülmüş olması, gerek 26. maddesinde sigortalı olmak hak ve yükümlülüğünden vazgeçilemeyeceği ve kaçınılamayacağı hükmüne yer verilmesi, gerekse 20.04.1982-04.10.2000 dönemi primlerinin Kurumca tahsil edilmesi gözönünde bulundurulduğunda, davacının zorunlu sigortalı olarak Bağ-Kur kapsamında değerlendirilip hak ve yükümlülüklerinin, kendi adına ve hesabına bağımsız çalışma olgusunun gerçekleşmiş olması ön koşulu da dikkate alınarak, 20.04.1982 tarihinden itibaren başlatılmasında yasal zorunluluk bulunmaktadır.
Yaşlılık aylığı bağlanması istemine gelince; başvuru tarihinde yürürlükte olan ve 4759 sayılı Kanun ile yeniden düzenlenen 1479 sayılı Kanunun geçici 10. maddesine göre, 11.02.1949 doğumlu olan davacının tahsis başvurusunda bulunduğu tarih itibariyle 40 yaşını, 01.06.2002 tarihi itibariyle de 20 tam yıl prim ödeme süresini doldurduğu, özellikle 04.10.2000 tarihinden sonraki dönem yönünden prim borcu da bulunmadığı anlaşıldığından aylık bağlama koşulları somut olayda gerçekleşmiştir. Bu nedenle, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu Mahkemece istemin reddine yönelik hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün, yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 02.12.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy