(1479 S. K. m. 13) (506 S. K. m. 79)
Davacı, 01.01.1980-29.04.1983 tarihleri arasında Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespiti ile bu çalışmaların sair sigortalı hizmetleri ile birleştirilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği biçimde isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Suna Memlük tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Dava hukuki nitelikçe; davacının Bağ-Kur'a tabi zorunlu sigortalılık başlangıç tarihinin 01.01.1980 olduğundan bahisle 01.01.1980-29.04.1983 döneminin, 1479 sayılı Yasaya tabi zorunlu sigortalılık süresi olarak tespiti istemine ilişkindir.
2654 sayılı Yasanın 13. maddesi ile 1479 sayılı Yasaya eklenen ek geçici 13. maddenin 1.fıkrası hükmüne göre; 1479 sayılı Yasa ve aynı Kanunda değişiklik yapan Kanunlar kapsamında sigortalılık niteliği taşıdıkları durumda bu Yasanın yürürlüğe girdiği tarihe kadar kayıt ve tescilini yaptırmamış olanların her türlü hak ve mükellefiyetleri, 2654 sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği 20.04.1982 gününde başlayacaktır. Bu yönde; 20.04.1982 tarihi öncesine ait olarak 1479 sayılı Kanunda 506 sayılı Yasanın 79/10 maddesine koşut geçmiş sigortalı hizmetin tespitine yönelik bir düzenleme de mevcut bulunmamaktadır.
Somut olayda da, uyuşmazlık konusu 01.01.1980-20.04.1982 döneminde vergi kaydı bulunan davacının; 20.04.1982 gününden sonra 04.04.1983 gününde Kuruma intikal eden giriş bildirgesine dayalı olarak Bağ-Kur'a kayıt ve tescili, 20.04.1982 tarihi itibariyle yapılmıştır.
Hal böyle olunca da, davacının 1479 sayılı Yasa kapsamında her türlü hak ve mükellefiyetinin bu bağlamda zorunlu sigortalılığının 2654 sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği 20.04.1982 gününde başlatılması gereği açıktır.
Ne var ki, anılan ek geçici 13. maddenin 2 ve devamındaki fıkralarında; sigortalı olarak kayıt ve tescili bulunmak kaydıyla vergi dairesine bağlı olarak kendi nam ve hesabına bağımsız çalıştıklarını belgeleyen sigortalılara belgeledikleri süreyi borçlanma hakkı tanınmıştır. Bu durumda, davacı vekilinin 21.11.2002 günlü dilekçesi içeriği de gözetilerek davacının, bu borçlanma hakkından yararlanmak üzere, 1479 sayılı Yasaya önce 2654 sayılı Kanunla eklenen ek geçici 13. madde de, sonra 3165 sayılı Kanunla eklenen ek geçici 16. maddede ön görülen kanuni süre içinde Kurumdan istemi olup olmadığı yada bu yönde istemi bulunmasa dahi, belirtilen kanuni süreler içerisinde, uyuşmazlık konusu döneme ait olarak, borçlanma iradesi yerine geçtiğinin kabulünü gerektirecek şekilde prim ödemesinde bulunup bulunmadığı, yeterince ve gereğince araştırılıp irdelenmelidir.
Mahkemece açıklanan maddi ve hukuki esaslar gözetilmeksizin eksik araştırma, inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, 29.04.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy