(2926 S. K. m.10)
Dava: Davacı, 01.05.1995-01.05.1998 tarihleri arasında zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Özlem Hatiboğlu tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Dava, 01.05.1995-01.05.1998 tarihleri arasında 2926 sayılı Kanuna tabi sigortalı olduğunun tespitine ilişkin olup, mahkemece; davanın kabulüne karar verilmiştir.
2926 sayılı Kanunun 2 ve 3 maddeleri kapsamında kendi nam ve hesabına tarımsal faaliyette bulunanlar, Kurumca öngörülen istisnaya konu edilenler hariç, diğer bir anlatımla yasanın uygulanma tarihinde 50 yaşını dolduran kadınlarla, 55 yaşını ikmal eden erkekler dışındakiler, bakımından Tarım Bağ-Kur sigortalılığı zorunlu sigortalılık niteliğindedir.
Öte yandan, aynı Yasanın 5. maddesi hükmüne göre: Yasada öngörülen süre içinde kayıt ve tescillerini yaptırmayan sigortalıların hak ve yükümlülüklerinin kayıt ve tescil edildikleri tarihi takip eden aybaşından itibaren başlayacağı gibi 9. madde ile de, bu Kanun kapsamında sigortalı sayılanların sigortalılıklarının başladığı tarihten itibaren üç ay içinde Kuruma kayıt ve tescillerini yaptırmayanların tescil işlemlerinin Kurumca resen yapılması emredilmiştir. Bu çerçevede, anılan Kanunun 36. maddesi gereği olarak da, Kurumun prim alacaklarını Bakanlar Kurulu kararıyla ürün bedellerinden tevkif suretiyle tahsili olanaklı kılınmıştır. İşte bu bağlamda sigorta primlerinin, ürün bedellerinden Bağ-Kur adına tevkif suretiyle, tahsili halinde kişinin yukarda izah edilen 5. maddede yer alan anlamda tescil işleminin bu tevkifat tarihinde gerçekleştiğinin kabulü anılan yasal düzenlemelerin lafzına ve ruhuna uygun olacaktır.
Gerçekten de, tarımda kendi adına bağımsız çalışanlarla ilgili sigorta primlerinin ürün bedellerinden tevkifat suretiyle kesilerek o kişi adına Bağ-Kur hesabına yatırılması suretiyle ödenmesi halinde, kayıt ve tescil için Kuruma başvuru olmasa dahi belirtilen biçimdeki prim ödeme işleminin tarımda kendi adına bağımsız çalışan kişinin kayıt ve tescil konusundaki iradesini ortaya koyduğunun kanıtı olarak kabulü ile Bağ-Kur'un iş bu primleri tahsil etmesine rağmen, sigortalıyı o tarih itibariyle resen kayıt ve tescil etmemesi yasanın kendisine yüklediği bu mükellefiyete açık bir aykırılık oluşturur ki, bu bağlamda davalı Kurumun Yasa ile kendisine yüklenen resen tescil görevini yerine getirmemesinin sonuçlarının sigortalıya yükletilmesi olgusu Medeni Kanunun 2. maddesinde tarifini bulan evrensel objektif iyi niyet kuralı ile bağdaştırılamaz.
Dosyadaki bilgi ve belgelerle somut olaya bu açıdan bakıldığında, yerel mahkemenin kabul gerekçesinde herhangi bir isabetsizlik yoktur. Ne var ki; davacı adına sadece 1995 yılı içinde teslim ettiği ürünlerden prim kesintisi yapılmış olup yine davacı tarafından ibraz edilen tapu senedi fotokopisinde belirtilen arazi miktarının azlığı ile muhtar beyanının yetersizliği ve davacı tanığının ülke gerçeklerine aykırı olarak yeterli gerekçe göstermeksizin 44 yaşındaki davacının sadece yaşlılık nedeniyle çiftçiliği bıraktığı açıklamasının denetlenmediği gözetilerek ilk prim tevkifatından itibaren gerçek ve fiili anlamda tarımsal faaliyeti bulunup bulunmadığı ve bunun ne kadar süre devam ettiği 2926 sayılı Kanunun 10. maddesi çerçevesinde yeterince araştırılmamıştır.
Davacının ne zamandan beri köyde oturduğu, kendi mülkünde veya miras yolu ile elde ettiği mülkte mi yoksa ortaklık veya kiralamak suretiyle başkalarının mülkünde mi tarımsal faaliyette bulunduğu, tarımsal faaliyete ara verip vermediği, hangi tür ürünler ektiği, ne kadar ürün elde ederek nerelere sattığı, hayvanı olup olmadığı, pancar kooperatifi kaydının başlangıç ve bitiş tarihleri, ortalama gelirinin ne kadar olduğu ve geçimini sağlamaya yetip yetmeyeceği, doğrudan gelir desteği alıp almadığı hususları muhtardan, ilçe tarım ve tapu sicil müdürlüğünden, Ziraat Bankasından, tarım kredi kooperatifinden ve ilgili diğer kurumlardan sorulmadan ve özellikle zabıta marifetiyle ve gerekirse keşif yapılmak suretiyle tanık ve muhtar beyanları araştırılmadan hüküm kurulması isabetsiz olup eksik araştırma, inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 30.11.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy