(506 S. K. m.26) (1086 S. K. m.423) (1136 S. K. m.169)
Davacı, iş kazası sonucu sürekli iş göremezlik durumuna giren sigortalıya bağlanan peşin değerli gelirler ile yapılan harcama ve ödemeler nedeniyle uğranılan Kurum zararının rücuan ödetilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteği hüküm altına almıştır.
Hükmün, taraflar Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Tolga Özmen tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1- Dosyadaki yazılara toplanan delillere hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre davalının yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davacının temyiz itirazlarına gelince;
a) Dava, zararlandırıcı sigorta olayı sonucu yaralanan sigortalıya bağlanan gelirler ve yapılan ödemeler nedeniyle uğranılan Kurum zararının 506 sayılı Yasanın 26. maddesi uyarınca rücuan ödetilmesi istemine ilişkindir. Öncelikle bilirkişi tarafından düzenlenen ve Kurumun en çok isteyebileceği gerçek zarar (dış tavan) tutarını belirleyen hesap raporunda, işlemiş gelirler yönünden asgari ücretin bilindiği tüm dönemin hesaba dahil edilmesi, yani 31.12.2003 tarihine kadar hesaplama yapılması gerekirken, 09.09.2003 tarihinde bu dönemin bitirilmesi isabetsiz ise de, yapılan yanlışlık bu davada sonuca etkili olmayıp ileride açılacak rücu davalarında dikkate alınabileceğinden bozma nedeni sayılmamıştır.
b) Öte yandan rücu davalarında, geçici iş göremezlik ödeneği yönünden faiz başlangıç tarihlerinin belirlenmesinde, Kurum tarafından sigortalıya yapılan ödeme tarihleri esas alınır. Somut olayda bu ödemeler sigortalıya (6) farklı tarihte yapılmıştır. Bu nedenle geçici iş göremezlik ödeneği yönünden faiz başlangıcı olarak bu tarihlerin ayrı ayrı esas alınması gerekirken, Mahkemece, sigortalının sürekli iş göremezliğe girdiği tarihten (1) gün öncesinin esas alınması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
c) Son olarak yargılama giderlerinden sayılan ve Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 423, Avukatlık Kanununun 169 ve Avukatlık Ücret Tarifesinin 1. maddelerinde düzenlenen, ancak müstakil bir varlığı olmayan ve ait olduğu davanın konusunu teşkil eden hak ve alacağa sıkı sıkıya bağlı bulunan avukatlık ücretinin; haksız çıkan tarafa yükletilmesi gerekir. Zira, haksız davranışta bulunan bir kimsenin, bu haksız davranışının bütün sonuçlarından sorumlu tutulması hukukun genel kurallarındandır. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun, yargılama giderlerinin haksız çıkan tarafa yükletilmesine ilişkin 417. maddesi bu ilkeye dayanmaktadır. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 388 ve 389. maddeleri uyarınca hükmün, taraflara yönelik olarak kurulması gerekirken, Avukatlık Kanununun; avukatla iş sahibi arasındaki iç ilişkiyi düzenleyen 164/son maddesine yanlış anlam verilerek, taraflar lehine hükmolunması gereken avukatlık ücretinin; yazılı şekilde davacı vekiline verilmesine karar verilmesi de, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki; bu iki konunun düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmalıdır.
Sonuç: Hükmün (3.) paragrafında yer alan "08.09.1999 tarihinden" sözcüklerinin çıkartılarak yerine "ödeme tarihlerinden" sözcüklerinin yazılmasına, yine hükmün (5.) paragrafında yer alan "vekiline" sözcüğünün çıkartılarak "tarafa" sözcüğünün yazılmasına ve hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 18.03.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy