(2926 S.K. M.10)
Dava: Davacı, 01.11.1988-31.12.1997 tarihleri arasındaki SSK çalışmaları hariç, tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Özlem Hatiboğlu tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Davacı 506 sayılı Kanuna tabi zorunlu sigortalılığı ile çakışan günler dışında kalan sürelerde 2926 sayılı Kanuna tabi tarım Bağ-Kur sigortalılığının geçerli olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiş, Mahkemece; 1162 günlük zorunlu Sosyal Sigortalar Kurumu sigortalılığı ile çakışan günler dışında 2926 sayılı Kanuna tabi sigortalılığının geçerli olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağı 2926 sayılı Kanunun 2, 6 ve 9. maddeleridir. 2926 sayılı Kanunun 2. maddesi uyarınca "...Diğer sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdiyle bağlı olmayan tarımsal faaliyette bulunan kimseler. ..tarım Bağ-Kur sigortalısı sayılırlar. " Öte yandan sigortalılığın sona ermesini düzenleyen Yasanın 6. maddesinde ise bu gibilerin diğer sosyal güvenlik kuruluşları kapsamına tabi bir işte çalışmaları halinde çalışmaya başladıkları tarihten itibaren sigortalılıklarının sona ereceği öngörülmüştür. Ancak anılan Yasanın 5. maddesinde yerini bulduğu üzere sigortalılığın zorunlu oluşu ve kapsama dahil bulunmak koşuluyla sigortalı olmak hak ve yükümünden vazgeçilemeyeceği gibi kaçınılamayacağı olgusu, yasanın 9. maddesinde yer alan Kurumun resen tescil yükümü ile birlikte gözetildiğinde, davacının Sosyal Sigortalar Kurumuna tabi çalışmalarının bitiminde tekrar 2926 sayılı Yasa çerçevesinde tarımsal faaliyetlerine yeniden başlayarak devam etmesi halinde davalı Bağ-Kur'un bu sonradan gerçekleşen tarımsal faaliyete değer vermesi zorunludur.
Dosyadaki bilgi ve belgelerle somut olaya bu açıdan bakıldığında, yerel mahkemenin kabul gerekçesinde herhangi bir isabetsizlik yok ise de, mahkemece yapılan araştırma hüküm kurmaya yeterli değildir. Davacının gerçek ve fiili anlamda tarımsal faaliyeti bulunup bulunmadığı ve bunun ne kadar süre devam ettiğini 2926 sayılı Kanunun 10. maddesi çerçevesinde yeterince araştırılmamıştır. Mahkemece; öncelikle davacının talebe konu tarihlerde her yıl 506 sayılı kanun tabi hizmetlerinin birkaç ayı kapsayacak şekilde ve ikametgah ili dışında Denizli ve Antalya'dan bildirilmesi karşısında; davacının ne zamandan beri köyde oturduğu, kendi mülkünde veya miras yolu ile elde ettiği mülkte mi yoksa ortaklık veya kiralamak suretiyle başkalarının mülkünde mi tarımsal faaliyette bulunduğu, tarımsal faaliyete ara verip vermediği, hangi tür ürünler ektiği, ne kadar ürün elde ederek nerelere sattığı, hayvanı olup olmadığı, pancar, tütün, yağlı tohumlar ve tarım kredi kooperatifleri kaydının başlangıç ve bitiş tarihleri, pancar ve tütün teslimi yapıp yapmadığı, ortalama gelirinin ne kadar olduğu ve geçimini sağlamaya yetip yetmeyeceği, doğrudan gelir desteği alıp almadığı, zirai kredi kullanıp kullanmadığı hususları muhtardan, tapu idaresi gibi ilgili kurumlardan sorulmadan ve zabıta marifetiyle araştırılmadan, gerekirse keşif yapılmak suretiyle belirlenmeden hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 14.12.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy