(506 S. K. m. 62, 98, Ek. m. 38)
Dava: Davacı, enflasyon oranındaki artışın maaşına geç yansıtılmasından kaynaklanan 104.633.310 lira alacağın yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Ercan Turan tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu. Temyiz konusu hükme ilişkin dava Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hallerden hiçbirine uymadığından, Yargıtay incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten sonra işin gereği düşünüldü:
Karar: İstem, 506 sayılı Yasanın, 4447 sayılı Yasanın 16. maddesi ile değişik Ek-38. maddesi uyarınca, Devlet İstatistik Enstitüsü tarafından açıklanan tüketici fiyatları indeks oranındaki artışın, yaşlılık aylığına tam yansıtılmamasından kaynaklanan 104.632.310 lira alacağın davalı Kurumdan tahsiline yönelik olup, yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanaklarından olan 506 sayılı Yasanın 98. maddesi hükmüyle sigortalı veya hak sahiplerine bağlanacak gelir ve aylıkların ödeme tarihlerini belirlemeye yetkili kılınan Bakanlar Kurulu'nun, bu yetkiye dayanarak çıkardığı ve 05.03.1999 gün ve 23630 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren, 19.02.1999 gün ve 99/12473 sayılı Kararname eki Kararda; Mart/1999 ödeme döneminden başlayarak, gelir ve aylıkların tahsis numarasının son rakamına göre değişmek üzere her ayın 19,21,22,23. gününde birer aylık dönemlerine ve peşin ödeneceği hükme bağlanmış olmasına karşın; 506 sayılı Yasanın 62. maddesinin "ay başından yaşlılık aylığı bağlanır" hükmü ve normlar hiyerarşisi göz önünde tutulduğunda, aynı Yasanın Ek-38. maddesinde belirtilen, Devlet İstatistik Enstitüsü tarafından açıklanan bir önceki aya ait TUFE artış oranı gözetilerek aylıkların tespitinde de, Bakanlar Kurulu tarafından belirlenen ödeme tarihleri yerine, ayın birinci takvim gününün esas alınması, yasa ve konuya ilişkin yerleşik içtihatların gereği olduğundan, mahkemenin bu yöndeki kabulünde usul ve yasaya herhangi bir aykırılık yoktur.
Ancak, 4447 sayılı Yasa uyarınca 01.01.2000 tarihinde yürürlüğe giren Ek-38. Maddedeki düzenlemenin, 4759 sayılı Yasanın 2. maddesi ile değişikliğe uğrayarak, bağlanan gelir ve aylıklar ile geçici 76. maddeye göre yapılan telafi edici ödemelere, "her ay ödeme tarihlerinde" bir önceki aya göre TÜFE artış oranının yansıtılacağının belirlenmiş olması karşısında, davacının aylıklarına 01.01.2000-01.06.2002 tarihleri arasındaki dönemde, takvim ayının birinci günü yerine, Bakanlar Kurulu tarafından belirlenen ödeme gününe göre TUFE oranlarının yansıtılmasından kaynaklanan hak kaybının hesabında, söz konusu dönemde davacıya fiilen yapılan aylık ödemelerine ilişkin bilgiler Kurum'dan getirtildikten sonra, anılan dönem için takvim ayının ilk günü esas alınarak yapılacak hesaplama uyarınca belirlenecek tutarın karşılaştırılması sonucunda belirlenecek farka göre davacının alacak miktarının tespitiyle davalı Kurum'un Ocak 2000 ayı için yukarıda tanımlanan doğrultuda hesaplanan aylık farkını davacıya ödendiği yolundaki iddiasının dayanağı belgeler de getirtilip, ödemenin tespiti halinde davacının alacak miktarı olarak belirlenen tutardan mahsubu gereği gözetilmeksizin yapılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen rapordaki değer esas alınarak hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz, edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 06.10.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy