(1086 S. K. m. 163)
Dava: Davacının davalı vakıf nezdindeki sosyal güvenlik hakkının tespiti ile 01.03.2000 tarihinden itibaren oluşan tüm hakların kendisine ödenmesine ve davalının bu hususlara ilişkin muarazasının önlenmesine ilişkin davasının yapılan yargılaması sonunda; bozmaya uyarak ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine ilişkin hükmün süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davacı Avukatınca istenilmesi üzerine, dosya incelenerek, işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 22.02.2005 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü davacı adına Av. Akif Karapınar ile karşı taraf adına Av. Gül Car geldiler. Duruşmaya başlandı. Hazır bulunan Avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı gün Tetkik Hakimi Ercan Turan tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi:
Karar: İş akdinin feshi sonrası davalı Vakfa isteğe bağlı prim ödeme başvurusunda bulunan ve isteminin kabulü üzerine ilk ayın primini yatıran davacının, emeklilik tarihine kadarki sürede ödeyeceği primlerin aylığında kayda değer bir artışa yol açmayacağının belirtilmesi karşısında, sosyal güvenlik hakları saklı kalmak koşuluyla prim ödemesini durdurduğunu, aylık bağlanması için gereken sürenin bitimindeki başvurusu üzerine, isteğe bağlı üyeliğinin prim ödemeyi durdurma dilekçesine dayalı olarak iptal edildiği ve aylık bağlanamayacağının bildirildiğini öne sürerek, 01.03.2000 tarihinden itibaren oluşan emeklilik aylığı dahil her türlü hakkının işlemiş faiziyle ödenmesi istemiyle açtığı davanın yargılaması sürecinde; 02.12.2003 tarihli oturumda davacı vekiline davacının isteğe bağlı üyeliğinin sona erdiği 31.12.1997 tarihinden geçerli olmak üzere ilgili yönetmeliğin 7. maddesi gereğince Vakfa müracaat edip görevinin devamı süresince kesilen primler ile isteğe bağlı sigortalı olarak ödediği 1 aylık primlerin % 5 faizi ile birlikte talep etmesi için süre verilmiş, 29.12.2003 tarihli oturumda ise aynı ara kararı gereğinin yerine getirilmesi için 10 günlük kesin süre verilerek, anılan süre sonrasında, davacı vekili tarafından kesin süre gereğinin yerine getirilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Yargılamanın yasa ve yönteme uygun olarak çabuk sonuçlandırılabilmesi için öngörülen ve hakim tarafından tayin edilen kesin süreden söz edilebilmek için, sürenin yasaya uygun, yerine getirilmesi mümkün bir ara kararı gereğince verilmiş olması zorunluluğu mevcut olup, mahkeme ara kararında belirtilen yönetmelik hükmü uyarınca prim iadesi dava öncesinde de davalı tarafından önerilen uygulama olup, davacının istemi dava dilekçesinde de belirtildiği üzere ...davalı nezdindeki sosyal güvenlik haklarının devam ettiğinin tespiti ile 01.03.2000 tarihinden itibaren hak etmiş olduğu munzam emekli aylıklarının kendisine ödenmesi... istemine yönelik olup, yargılama sonucu belirlenmesi gereken isteğe bağlı üyelik konumunun sona erme olgusuyla ilgili tarih belirtilmek suretiyle verilen ve dava konusu uyuşmazlığın esasını çözen ara kararının yerine getirilmesi için verilen kesin süre, HUMK 163. maddesine uygun bir kesin mehil olarak nitelenemez. O nedenle anılan süreye riayetsizliğin de davanın reddi gerekçesi olarak kabul edilmesi olanaklı değildir.
Mahkemece yapılacak iş; Davacının davalı kuruluşla ilişkisini belirleyen düzenlemelerin tüm içerik ve değişiklikleri kapsar halinin celbiyle, özellikle 12.05.2000 tarihli noter kanalıyla tebliğ edilen ihtarnamede dile getirilen 01.01.1999 tarihli yönetmelik değişikliğinin davacının önceki düzenleme uyarınca kazanılmış hak olarak nitelenebilecek haklarını ortadan kaldırıcı bir düzenleme getirip getirmediği, davacının prim ödemeyi sonlandırdığı tarihteki düzenlemelerin buna olanak veren bir içeriğe sahip olup olmadığı yönleri de irdelenerek varılacak sonuca göre davanın esasına yönelik olarak hüküm kurulması gerekirken, kesin süre gereğine uyulmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiş olması, usule ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Davacı Avukatı yararına takdir edilen 400,00 YTL duruşma avukatlık parasının davalıya yükletilmesine, 22.02.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy