(4721 S. K. m. 405) (506 S. K. m. 53, 109)
Dava: Davacı, akıl hastalığına yakalanarak malul hale geldiğinin, çalışma süresinin 1800 günü ve ayrıca 5 yılı geçtiğinden bahisle, emekliliğe hak kazandığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği biçimde isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Karar: Hükmün, davalı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Hatice Kamışlık tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1- Dava ve taraf ehliyeti kamu düzenine ait olup, mahkemece resen göz önünde tutulması gerekir. Medeni Yasanın 405. maddesinde Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı nedeniyle işlerini göremeyen veya korunması ve bakımı için kendisine sürekli yardım gereken ya da başkalarının güvenliğini tehlikeye sokan her ergin kısıtlanır. hükmü öngörülmüştür. Davacı akıl hastası olduğunu ileri sürdüğüne ve dosyada mevcut sağlık raporlarında davacının rahatsızlığının kronik psikoz olduğunun belirtilmesine göre, davacının dava açma ehliyetinin bulunup bulunmadığı dolayısıyla davacının vesayet altına alınmasının gerekip gerekmediği, vasi tayini gerekiyor ise, davaya vasi huzuru ile devam olunacağı hususunun tartışılmamış olması isabetsizdir.
2- Dava, ilk defa 15.11.1989 gününde sigortalı olarak çalışmaya başlayan davacının 506 S. Kanunun 53. maddesi kapsamında maluliyet aylığına hak kazandığının tespiti istemine ilişkindir.
Kurumca davacının aylık talebi, maluliyeti gerektirecek hastalık ve arıza ile işe girilmesi sebebiyle reddedilmiştir.
İlk defa çalışmaya başladığı tarihte malul bulunduğu önceden veya sonradan yeterli belgelerle tesbit edilen sigortalıların, bu hastalık veya arızası sebebiyle maluliyet sigortası yardımından yararlanamayacakları 506 s. Kanunun 53. maddesinin sondan bir önceki fıkrası hükümü gereğidir. Maluliyet aylığının bağlanabilmesi için asıl ve önemli olan husus hastalığın işe giriş gününde mevcut olması değil, o tarihte bu arızanın maluliyeti gerektirecek nitelikte olup olmadığıdır.
Davacının maluliyetinin tespiti için Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu'ndan verilen raporda maluliyetini gerektirir hastalık ve arıza ile işe girdiği, adli tıp raporunda ise ilk işe giriş gününde kişinin herhangi bir akli arıza içerisinde bulunduğuna delalet edecek bulgu olmadığı bildirilmiş ve mahkemece; adli tıp raporuna itibar edilerek davanın kabulüne karar verilmiştir. 506 s. Kanunun 109. maddesinde ön görülen prosedür doğrultusunda Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu'ndan alınan rapor ile Adli Tıp Kurumu raporu arasında açık çelişki mevcuttur. Üst düzeydeki bu kuruluşlar arasındaki görüş farklılığının tıp fakültelerinin konuya ait anabilim dalı uzmanlarından oluşturulan kurullardan rapor alınmak suretiyle giderilerek, davacının maluliyetini gerektirir hastalık ve arıza ile işe girip girmediğinin kesin şekilde belirlenmesi gerekirken yazılı biçimde karar verilmiş olması isabetsizdir.
3- 506 s. Kanunun 56. maddesinde ise, ...malullük aylığına hak kazanan sigortalının aylığının ödenmesine, kendisinin yazılı isteğinden, malul sayılmasına esas tutulan raporun tarihi yazılı isteğini takip eden takvim ayından sonraki bir gün ise bu raporun gününden sonraki ay başından başlanır. düzenlemesini içerdiği gözetilmeksizin, maluliyeti belirleyen adli tıp raporunu takip eden aybaşından aylık bağlanmasına karar verilmesi gerekirken, talep tarihini takip eden aybaşından itibaren aylık bağlanmasına karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarda açıklanan sebeplerle temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, 20.12.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy