(506 S. K. m. 80) (818 S. K. m. 104)
Dava: Davacı, gecikme faizi ve yıllık % 3 taksitlendirme ertelemesi faizi dışında kalan faizlere ait işlemin iptali yönünde yapılmış olan işlemin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar vermiştir. Hükmün, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi S.Ö.H. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Dava, kurumca prim borcu ve gecikme zammının taksitlendirilmesi işleminde talep edilen, gecikme zammı ve tecil faizi dışındaki faiz talebine ilişkin kurum işleminin iptali ile önceki taksitlendirmeler sonucu ödenen miktarların borcun ana paraya isabet eden miktarından düşülmesi gerektiğinin tespitine ilişkin olup, mahkemece; gecikme zammının faiz olmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiştir.
506 Sayılı Kanunun 80. maddesinde öngörülen prim ve diğer kurum alacaklarının ( 4447 Sayılı Kanunun işsizlik sigortasına ilişkin 49/5. maddesi kapsamında İşsizlik sigortası primlerinin de )süresinde ödenmemesi halinde tahakkuk ettirilen "gecikme zammı"; prim borcunun zamanında öden meme si halinde kurumca talep edilecek kamu hukuku karakterli bir para alacağı için öngörülen nitelikli temerrüt faizidir. ( Hukuk Genel Kurulu'nun 18.02.2004 tarih ve 2004/104-94 sayılı kararı )
Hal böyle olunca da; Borçlar Kanunu'nun 100/son maddesi hükmünde ifadesini bulan "geçmiş günler faizinin tediyesinde temerrüt sebebi ile faiz yürütülemeyeceği" ilkesine aykırı biçimde, gecikme zammının hukuki nitelikçe gecikme tazminatı niteliğinde olduğunun ve bu nedenle de temerrüt faizi yürütü1ebileceğinin kabulü yerinde değildir.
Öte yandan, 6183 Sayılı Kanunun "Tecil" başlığını taşıyan 48. maddesi hükmü kapsamında gecikme zammının da dahil olduğu prim. işsizlik, eğitime katkı payı ve özel işlem vergisinden oluşan borcun kurumca ertelenmesinde; diğer yasal koşulların varlığı yanında, tecil süresince tecil faizi yürütülmesi de, anılan yasal düzenleme gereği olup dava konusu istem bu çerçevede yeniden değerlendirilmelidir. Ayrıca, 30.04.2002 tarihli taksitlendirme işlemi sırasında prim borcu miktarının ne şekilde belirlendiği ve önceki taksitlendirmeler nedeni ile yapılan ödemelerin davacının toplam borcunun hesaplanmasında ne şekilde değerlendirildiği de açıklığa kavuşturulmamıştır.
Mahkemece açıklanan maddi ve hukuki esaslar gözetilmeksizin eksik araştırma ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı biçimde davanın tümden reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine. 28.12.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy