(818 S. K. m. 60, 125) (506 S. K. m. 109)
İş kazası sonucu sürekli işgöremezlik durumuna giren sigortalıya bağlanan peşin değerli gelirler ile yapılan harcama ve ödemeler sebebiyle uğranılan Kurum zararının rücuan ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı sebeplerle davanın kabulüne ait hükmün süresi içerisinde duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalılar Avukatınca istenilmesi üzerine, dosya incelenerek, işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 23.11.2004 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü davalı Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü adına Av. Müberra Turan ile karşı taraf adına Av. Mahmut Ballı geldiler. Sair davalı adına kimse gelmedi. Duruşmaya başlandı. Hazır bulunan Avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı tarih Tetkik Hakimi Ercan Turan tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere göre, üçüncü kişi durumunda bulunan davalı Münir Erdemir'in sorumluluğunun temelini haksız fiil teşkil ettiğinden, zaman aşımı süresinin Borçlar Yasasının 60. maddesine göre faile ve zarara ıttıla gününden itibaren 1 yıl ve her halükarda olay gününden itibaren 10 yıl olduğu, anılan davalının ceza yargılaması sonucu mahkumiyetine ait karın 20.05.1999 günlü Yargıtay ilamıyla onanarak kesinleştiği, davanın ise 22.09.1999 gününde açıldığı; sigortalı ile işveren arasındaki hukuki ilişki hizmet sözleşmesine dayandığından sigortalının halefi durumundaki Kurum ile işvereni arasındaki rücu davalarında zaman aşımı Borçlar Yasasının 125. maddesine göre 10 yıl olup, zamanaşımının başlangıcı ise olay tarihi değil, Kurumca bağlanan gelirlerin onay ve giderlerin ise sarf ve ödeme tarihleri olup, bu tarihlere göre işveren yönünden de dava tarihi itibariyle zaman aşımı süresi geçmemiş olduğundan, davalıların bu yöne ait temyiz itirazlarının reddine,
2- İş kazasının gerçekleşmesinde davalıların işçi sağlığı ve güvenliği kurallarını ihlal eder davranışlarının olay üzerindeki etki oranının belirlenmesi amacıyla yapılan ilk bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen 13.11.2000 günlü raporda, Münir Erdemir'in 4/8, işverenin 2/8, kazalının ise 2/8 oranında kusurlu olduğunun belirlenmesi üzerine 20.03.2001 günlü dilekçeyle işveren Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü'ne de husumet yöneltilmiş, bu aşamadan sonra alınan ve hükme dayanak yapılan 12.11.2003 tarihle raporda ise, işverenin %60, Münir Erdemir'in %20, kazalının ise %25 oranında kusurlu olduğu sonucuna varılmıştır. Karar dayanak yapılan kusur raporu öncelikle toplam kusur oranının %100'ü aşması yönünden usul ve kanuna aykırı olup, bunun yanında kusur dağılım oranları yönünden ceza yargılaması ve eldeki davanın yargılama sürecinde alınan ilk raporla açık çelişki içindedir. Tarafların itiraz ve kanıtlarıyla ceza yargılaması sürecinde kesinleşen maddi olgular gözetilmek suretiyle, kazanın gerçekleştiği işkolunda geçerli işçi sağlığı ve iş güvenliği kuralları yönünden ayrıntılı değerlendirme içeren, çelişkiden uzak bilirkişi kurul raporu alınıp dosya içeriğindeki bilgi ve belgeler ışığında değerlendirilmesiyle sonuca varılması gereği üzerinde durulmamış olması,
3- Davalı işveren vekilinin cevap dilekçesi ve yargılamanın bütün aşamalarında sigortalının meslekte kazanma güç kaybı oranı konusundaki Kurum tespitine itirazda bulunduğu gözetildiğinde, 506 sayılı Kanunun 109. maddesinde ön görülen prosedür doğrultusunda inceleme yapılarak, sigortalının tedavisine ait dosya içeriğinde yer alanlara ek belgeler bütün içerikleriyle getirtilip, öncelikle Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu'ndan itiraz doğrultusunda rapor alınması, anılan kurul tarafından verilen raporun davacı Kurum açısından bağlayıcı olmasına karşın davalı işverenin bu rapora da itiraz hakkının bulunduğu gözetilerek, itirazı halinde Adli Tıp Kurumu veya tıp fakültelerinin konuya ait ana bilim dalı uzmanlarından oluşturulan kurullardan rapor alınmak suretiyle, uğradığı iş kazasına bağlı olarak sigortalının meslekte kazanma güç kaybı oranının kesin şekilde belirlenmesi ve oluşacak farklılığın peşin değerli gelir ile gerçek zarar tavan değerine etkisi üzerinde durulmaksızın, eksik inceleme ve araştırmayla hüküm kurulmuş olması usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul olunmalı ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, temyiz harcının istem halinde ilgiliye iadesine, davalı Köy Hizmetleri Avukatı yararına takdir edilen 375.000.000 TL. duruşma avukatlık parasının davacıya yükletilmesine, 23.11.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy