(506 S. K. m. 2, 6, 79, 108)
Dava: Davacı, sigortalılık başlangıç tarihinin 08.10.1979 olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir. Hükmün, davalı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Ayşe Barutcu tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Davacıya ait 08.10.1979 tarihli işe giriş bildirgesinin davalı Kuruma süresi içerisinde verildiğinde uyuşmazlık bulunmamakta ise de 506 sayılı Yasanın 108. maddesi uyarınca sigortalılık başlangıcı yönünden salt işe giriş bildirgesi verilmiş olmasının yeterli bulunmadığı, ayrıca Yasanın 2. maddesinde öngörülen şekilde fiili çalışmanın da aranması gereği vardır.
Gerçekten de; 506 sayılı Sosyal Sigortalar Yasasının 2. ve 6. maddelerinde açıkça belirlendiği üzere, sigortalılığın oluşumu yönünden çalışma olgusunun varlığı zorunludur. Eylemli veya gerçek biçimde çalışmanın varlığı saptanmadıkça, hizmet akdine dayanılarak dahi, sigortalılıktan söz edilemez.
Somut olayda, fiili çalışma olgusu yöntemince kanıtlanmamış olup bu bakımdan yapılan inceleme ve araştırma hükme yeterli değildir. Belirtmek gerekirse davada fiili çalışmanın varlığının kabul edilebilmesi inandırıcı nitelikte kanıt ve olguların bulunması koşuluna bağlıdır.
Bu çevrede, fiili veya gerçek çalışmayı ortaya koyacak belgeler, işe giriş bildirgesiyle birlikte, 506 sayılı Kanunun 79. maddesinde belirtilen ve sigortalının çalışma gün sayısını, kazanç durumunu, çalışma tarihleri ile birlikte ortaya koyan aylık sigorta gün bilgileri ile Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 17. maddesinde belirtilen dört aylık prim bordroları gibi Kuruma verilmesi zorunlu belgelerdir. Nitekim yöntemince düzenlenip süresi içerisinde Kuruma verilen işe giriş bildirgesi, kişinin işe alınmış olduğunu gösterirse de, fiili çalışmanın varlığının ortaya konulması açısından tek başına yeterli kabul edilemez.
O halde, sigortalılıktan söz edilebilmek için, eylemli çalışmanın varlığı, Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarında saptanan ilkeler ışığında ele alınmalı ve 506 sayılı Kanunun 79/10 maddesine dayalı bulunan bu tür, sigortalılığın tespiti davaları yönünden kabul edilen ilkelere uygun biçimde belirlenmelidir. Zira, sigortalılığın başlangıcına yönelik her davanın, sigortalılığın tespiti istemini de içermekte olduğu yatsınamaz. Aksine düşünce, özellikle yaşlılık aylığının kabulü için öngörülen sigortalılık süresi yönünden çalışanlar ile çalışmayanlar arasında adaletsiz ve haksız bir durum yaratır.
Bu nedenledir ki; işe giriş bildirgesinin verildiği, ancak, diğer yasal belgelerin bulunmadığı durumlarda, çalışma olgusunu ortaya koyabilecek inandırıcı ve yeterli kanıtlar aranmalı, ve özellikle kamu düzenine dayalı bu tür davalarda, hakim, görevi gereği, ( re'sen ) soruşturmayı genişleterek, sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığını belirlemelidir.
Mahkemece yapılacak iş; işyerinde tutulması gerekli dosyalar ile Kurumdaki belge ve kanıtlardan yararlanılmalı, ücret bordroları getirtilmeli, müfettiş raporları olup olmadığı araştırılmalı, işyeri ücret bordrolarından işyeri çalışanları saptanmalı ve mahkemeye çağrılarak dinlenmek suretiyle sigortalının hangi işte ne kadar süre ile çalıştığı açıklığa kavuşturulmalı, gereğinde komşu işyeri çalışanlarının bilgilerine de başvurularak gerçek çalışma olgusu, somut ve inandırıcı bilgilere dayalı biçimde kanıtlanmalıdır.
Açıklanan maddi ve hukuki olgular üzerinde durulmaksızın eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 03.02.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy