(818 S. K. m. 33, 66) (3201 S. K. m. 6) (2004 S. K. m. 67)
Dava: Davacı ve karşı davalı borçlu olmadığının tespiti ile yaşlılık aylıklarının ödenmesine devam edilmesi gerektiğinin tespitine, davalı ve karşı davacı ise icra takibine yapılan itirazın iptali ile takibin devamına ve %40 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemişlerdir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde 6910156 sigorta sicil numaralı davacıya 18.10.2004 tarihinde yaşlılık aylığı bağlandığında ve davanın konusu kalmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına; Sosyal Sigortalar Kurumunun açtığı davanın ise reddine karar vermiştir.
Hükmün, taraflar Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Hatice Kamışlık tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: Yurt dışındaki hizmetlerini 3201 Sayılı Yasa uyarınca borçlanan ve 01.09.1994 tarihinden itibaren kendisine yaşlılık aylığı bağlanan davacının, 31.07.2002 tarihine kadar işsizlik yardımı aldığının tespiti sonucu Kurumca borçlanması ve bağlanan aylığın iptal edilmesi nedeniyle sigortalı tarafından açılan ve onanarak kesinleşen tespit kararı uyarınca, borçlanmanın geçerliliği ile 01.08.2002 tarihinden itibaren aylıkların ödenmesine karar verilmiştir. Öte yandan Kurum, 01.09.1994-22.02.2003 tarihleri arasında fuzulen ödenen aylıkların tahsili için icra takibi yapmış, ancak, takip sigortalının itirazı ile durmuştur. Bu defa asıl dava ile sigortalı; alacağın zamanaşımına uğradığını, uğramamış olsa bile 01.08.2002 tarihinden itibaren hak edilen aylıkların faiziyle birlikte kurumun alacağından mahsubu halinde borçlu olmadığından bahisle, muarazanın giderilerek yaşlılık aylığının ödenmesi gerektiğinin tespitini, ayrıca birleşen dava ile de Kurum; 01.08.2002 tarihine kadar fuzulen ödenen aylıkların ödeme tarihlerinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsili gerektiğinden icra takibine vaki itirazın bu miktar kadarının iptalini talep etmiştir.
Mahkemece; Kurumun alacağının zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle birleşen davanın reddine, sigortalıya 18.10.2004 tarihinde yaşlılık aylığı bağlanması nedeniyle asıl dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Hak edilmeyen yaşlılık aylıkları nedeniyle oluşan Kurum alacağı yönünden, zamanaşımı süresi; Borçlar Kanununun 66 vd. maddelerinde düzenlenen sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde Kurumun yetkili organının sigortalıya ödenen iş bu yaşlılık aylıklarını geri almaya hakkı olduğunu öğrendiği tarihten itibaren 1 yıl ve herhalde bir talep hakkının doğumundan itibaren 10 yıldır. Davaya konu olayda, Kurumun yetkili organının öğrenme tarihi araştırılarak ve zamanaşımını kesen nedenleri öngören BK.nun 33. maddesi hükmü de gözönünde tutulmak suretiyle davacı-karşı davalının zamanaşımı defi irdelenmelidir. Kurum; tespit kararı uyarınca sigortalıya, iş bu dava açıldıktan sonra 18.10.2004 tarihinde (01.08.2002 tarihinden geçerli olmak üzere) yaşlılık aylığını bağlarken sigortalının borçlarını birikmiş aylıklarından mahsup etmiştir. Şayet Kurum alacağı zamanaşımına uğramış ise, zamanaşımına uğramış borcun birikmiş aylık alacağından mahsup işleminin yapılması da hatalıdır.
Kurum alacağının zamanaşımına uğramadığı tespit olunur ise; Kurumun fuzuli ödemeden kaynaklanan alacağı ile sigortalının hak edilen aylıklardan kaynaklanan alacağı faizleri ile birlikte hesaplanmak ve mahsup işlemi yapıldıktan sonra hasıl olacak sonuca göre taraflar arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi gerekir.
Mahkemece açıklanan maddi ve hukuki olgular üzerinde durulmadan yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 23.01.2006 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy