(818 S. K. m. 45, 53) (1136 S. K. m. 168)
Dava: Davacı, iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine bağlanan peşin değerli gelirler ile yapılan harcama ve ödemeler nedeniyle uğranılan Kurum zararının rücuan ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hükmün, davalılardan Belediye Başkanlığı ve Salih K. Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Mustafa A. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Dosyadaki bilgi ve belgelerden; iş kazası nedeniyle, işveren Salih K. 3/8, fenni mesul Durak K. 1/8, Şanlı Urfa Belediyesi İskan Müdürü İbrahim Halil G.'nun 1/8 oranında kusurlarından mahkum oldukları ŞanlıUrfa 1. Asliye Ceza Mahkemesi kararının kesinleşmediği anlaşılmaktadır.
1- Borçlar Kanununun 53.maddesi uyarınca hukuk hakimi ceza kararında kesinleşen maddi olgularla bağlı olup kusur oranıyla bağlı değildir. Olayda dava dışı İbrahim Halil G.'na, mahkumiyetinin kesinleşmesi halinde, bir miktar kusur izafe edilmesi gereğinin göz ardı edilmesi isabetsizdir.
2- 10.05.2001 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 4667 Sayılı Kanunun 81. maddesiyle değiştirilen Avukatlık Kanununun 168/son maddesi ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 21. Maddesi hükmündeki Avukatlık ücretinin takdirinde hukuki yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan tarifenin esas alınacağı yönündeki düzenlemeyle, buna dayalı biçimde çıkarılan ve 04.12.2004 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 12. maddesi, Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir, hükmünü içermekte olup; davayı avukat aracılığıyla izleyen davalılar yararına vekalet ücreti takdirinde, karar tarihi itibariyle yürürlükte olan anılan düzenlemenin uygulanması gereği gözetilmeksizin maktu vekalet ücretine hükmedilmiş olması (Davalı Tedaş'ın hükmü temyiz etmediği gözetilmelidir.) usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
3- Hükme esas alınan hesap raporunda hak sahibi eşin destek zararının sadece aktif dönemle sınırlı tutulduğu, pasif dönemin ise tavan hesabına dahil edilmediği anlaşılmaktadır. Ölümle sonuçlanan sigorta olaylarında, hak sahiplerinin destek zararlarının sadece aktif dönemle sınırlı tutulabilmesi için, sigortalının sigorta olayı tarihindeki prim ödeme gün sayısı ve sigortalılık süresi bakımından yaşlılık aylığından yararlanma koşullarını sağlayıp sağlamadığının ya da sağlayıp sağlayamayacağının belirlenmesi gerekir. Gelir bağlama kayıtlarında hak sahibi eşe uzun vadeli sigorta kollarından aylık bağlandığı belirtilmediği halde; hak sahibi eşin maddi zarar hesabının aktif devre ile sınırlı tutulması yönündeki isabetsizlik temyiz edenlerin sıfatına göre bozma nedeni yapılmamıştır.
Belirtilen maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmadan noksan tahkikat ve incelemeyle karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 26.12.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy