(506 S. K. m. 1)
Davacı, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 8.042.401.191 liranın yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilâmında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılardan Emin tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Sosyal Sigortalar Kurumundan aylık almakta iken ölen sigortalının ölümünden sonraki tarihlerde de aylıklarının yaşıyormuş gibi müteveffanın hesabından çekilmeye devam edildiği, Kurumun iş bu dava ile, aylıkların sigortalının çocukları olan davalılar tarafından çekildiği iddiasıyla çekilen aylıkların davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Bilindiği gibi müddei iddiasını ispatla yükümlüdür. Bir davada ispat yükünün kime ait olduğunun belirlenmesi ve ispat yükü altında bulunan taraftan delillerini istemesi hakimin usul hukuku hükümlerinden kaynaklanan başlıca görevlerindendir. Öncelikle somut olayda ispat yükünün kime ait olduğunun belirlenmesinde hukuksal zorunluluk vardır.
Davalı Emin, maaş çekme hususunda babasının diğer davalı Oktay'a vekaletname verdiğini, tüm işlerini Oktay'ın yaptığını iddia etmektedir. Müteveffanın hesabından aylıkların vekaletname yolu ile mi yoksa banka kartı ile mi çekildiği araştırılmalı, şayet vekaletname ile çekilmiş ise adına vekaletname düzenlenen kişi sorumlu tutulmalıdır. Aylıkların bankamatik kartı ile çekilmesi halinde ise; doğal olarak bankamatik kartının hayatta iken sigortalının yanında bulunması, öldükten sonra da birlikte oturan mirasçılarının eline geçmesi asıldır. Bu durumda davada ispat yükünün davalıya ait olduğunda kuşkuya düşülmemelidir. O nedenle davalının, babasına ait bankamatik kartına sahip olmadığını inandırıcı delillerle ispat etmesi gerekir. Örneğin davalı babasıyla birlikte oturuyorsa ve bankamatik kartının bir başkasının elinde olduğunu kanıtlayamamış ise aylıkların kendisi tarafından çekildiği kabul edilmelidir. Ancak açıklanan doğrultuda davalıdan delilleri sorulup toplanmadan sadece mirasçılık sıfatına dayanılarak eksik araştırma ve inceleme ile davanın kabulüne karar verilmiş olması usule ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Kuşkusuz muris sigortalının ölümünden sonra tahakkuk eden aylığı terekeye dahil bir mal olmadığından mirasçıların halefiyet yoluyla müteselsilen sorumlu oldukları ilkesinin bu davada uygulama yeri bulunmamaktadır.
Mahkemece yapılacak iş; belirtilen yönde araştırma ve inceleme yapılarak, bozmaya konu kararı temyiz etmeyen diğer davalı nedeniyle davacı Kurum lehine oluşan usulü kazanılmış hak durumu da gözetilerek hüküm kurmaktan ibarettir.
O halde, davalı Emin'in bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 26.12.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy