(6183 S. K. m. 13, 35) (506 S. K. m. 121)
Dava: Davacı, maaşına konulan haczin kaldırılmasına ve yapılan kesintilerin iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hükmün, davalı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Ayşe Barutçu tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Dava hukuki nitelikçe; dava dışı işveren Demko Gıda Taşımacılık San. ve Tic. Ltd.Şti.'nin Sosyal Sigortalar Kurumuna olan prim borcundan dolayı anılan şirketin ortağı olduğundan bahisle davacının yaşlılık aylığına konulan haczin kaldırılması istemine ilişkindir.
Öncelikle, davaya konu ödeme emirlerinden olan 18553 sayılı ve 07.10.2004 günlü ödeme emrinin düzenlenme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6183 sayılı Kanunun 4369 sayılı Kanunla değişik 35/1 maddesi hükmü kapsamında; takip tarihi itibariyle işveren limited şirketin ortağı sıfatının bulunmasına ve yine prim alacağının işveren şirketten tahsili imkanının olmamasına ilişkin yasal koşulların gerçekleşmesi durumunda, davacının; şirket ortağı sıfatıyla şirketin prim borcundan doğan şahsi sorumluluğu, şirketteki sermaye hissesine göre belirlenecektir.
Diğer taraftan; işveren limited şirketin borcu nedeniyle, şirket ortağının, Kanuni temsilcisinin ya da üst düzey yöneticisinin şahsi mal varlığının haczedilebilmesi ancak; kendi adına yasal yönteme uygun biçimde düzenlenerek tebliğ edilmiş ödeme emrinin varlığı ve bu ödeme emrinin kesinleşmiş olması koşuluna bağlıdır. Bu yönde, kesinleşmiş ödeme emrinin bulunmadığı hallerde uygulanan haczin, 6183 sayılı Kanunun 13. maddesinde düzenlenen ve amme alacağının tahsil güvenliğini sağlamaya yönelik ihtiyati haciz olarak nitelendirilmesi mümkünse de, bu tür haczin kesin hacze dönüşmediği sürece borcun tahsiline imkan vermeyeceği de yasanın anılan hükmü gereğidir.
Kaldı ki, 506 sayılı Kanunun 121. maddesinde 24.06.2004 tarih ve 5198 sayılı Kanunun 17. maddesi ile yapılan ve 06.07.2004 tarihi itibariyle yürürlüğe giren değişiklikten önce bu Kanun gereğince bağlanacak gelir veya aylıklar ve sağlanacak yardımlar, nafaka borçları dışında haciz ve başkasına devir ve temlik edilemez hükmü yer almakta iken anılan yasa ile nafaka borçları ibaresinden sonra gelmek üzere ve bu Kanunun 80. maddesine göre takip ve tahsili gereken alacaklar ibaresi eklenmiş olup, yaşlılık aylığının haczedilip haczedilmeyeceği hususu ise, bu çerçevede takip tarihindeki yasal düzenlemeye göre belirlenecektir.
Hal böyle olunca da, somut olayda, davacıya Sosyal Sigortalar Kurumunca bağlanmış yaşlılık aylığının; işveren şirketin prim borcu nedeniyle ve davacının şirket ortağı sıfatına dayalı şahsi sorumluluğundan bahisle haczedilip, haczedilemeyeceği konusu; (haczin dayanağını teşkil eden primlere ilişkin ödeme emirlerinin yukarıda açıklanan şekilde kesinleşmiş bulunması koşuluyla) 506 sayılı Kanunun 121. maddesinin takip tarihinde yürürlükte bulunan hükmüne göre belirlenmelidir ki, bu yönde; dava konusu haczin dayanağını teşkil eden davacı hakkındaki tüm takip dosyaları celp edilmek suretiyle her bir dosya yönünden takip tarihi belirlenerek, 5198 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden önce takip yapılmışsa şimdiki gibi davanın kabulüne, anılan yasanın yürürlüğe girdiği tarihten sonra takip yapılmışsa davanın reddine karar verilmelidir.
Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki esaslar gözetilmeksizin eksik araştırma ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açılanan nedenlerle BOZULMASINA, 02.02.2006 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy