(506 S. K. m. 87)
Davacı, iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine bağlanan peşin değerli gelirler ile yapılan harcama ve ödemeler nedeniyle uğranılan Kurum zararının rucüen ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilâmında belirtildiği şekilde isteği hüküm altına almıştır.
Hükmün, taraflar Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi Nesrin Şengün tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1- Aleyhinde açılan dava reddedilen davalı A. Elektrik İnş. Müt. Ltd. Şti'nin hükmü temyiz etmekte hukuki yararı olmadığından temyiz isteminin bu nedenle reddine,
2- Davacı Kurum ile diğer davalıların temyizine gelince;
Mahkeme, davalı A. Elektrik İnş. Müt. Ltd. Şti.'nin kusuru bulunmadığından bahisle davayı bu davalı açısından reddetmiştir. Davalı Ltd. Şti. ile diğer davalılar arasındaki ilişki 506 Sayılı Yasanın 87. maddesi anlamında asıl işveren alt işveren ilişkisidir. Şöyle ki; 506 Sayılı Kanunun 87. maddesi hükmüne göre aracı bir işte veya bir işin bölüm veya eklentisinde işverenden iş alan ve kendi adına sigortalı çalıştıran 3. kişidir.
Asıl işveren, taşeron ilişkisinin varlığı için öncelikle işin başka bir işverenden alınmış olması, bir başka ifade ile asıl işverenin işverenlik sıfatına devredilen iş dolayısıyla sahip olması, asıl işyeri ya da işyerinden sayılan yerlerde kendi adına işçi çalıştırıyor olması gerekir.
İşin belirli bir bölümünde değil de tamamının bir bütün halinde ya da bölümlere ayrılarak başkalarına devredildiği, işten bu yolla tamamen el çekildiği, sigortalı çalıştırılmadığı için işveren sıfatının haiz olunmadığı durumda ise, bunları devralan kişiler alt işveren, devredenler de asıl işveren olarak nitelendirilemeyecektir.
Aracı sıfatının kazanılmasında diğer koşullar ise; asıl işverenden alınan işin, asıl iş ya da işyeriyle ilgili işin bir bölümünde veya işyeri eklentilerinde alınmış olması ve bu işte işi alanın kendi işçilerinin çalıştırılması ve bu nedenle de işveren sıfatına sahip olunmasıdır.
Somut olayda; Mersin SSK hastanesinin trafo yapım ve montaj işini üstlenen müteahhit firma olan davalı Ltd Şti. ile diğer davalılar A.Y ve M.D arasında imzalanan sözleşme kapsamında, davalı şirket ile diğer davalılar arasında asıl işveren taşeron ilişkisinin bulunması karşısında; olayda asıl işveren Ltd. Şirketin kişisel kusuru bulunmasa dahi asıl işveren sıfatı ile alt işverenin kusurundan müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu gözetilmeden hakkındaki davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Mahkemece yapılacak iş; davalılar arasındaki asıl işveren-alt işveren ilişkisinin varlığı da gözetilmek suretiyle işçi sağlığı ve iş güvenliği ile iş kazasının vuku bulduğu iş kolunda uzman bilirkişi heyetinden, dosya içeriğinde mevcut raporlar arasındaki çelişkiyi de giderecek biçimde kusur oran ve aidiyeti konusunda rapor alınıp irdelenerek 506 sayılı yasanın 87. maddesi çevresinde inceleme yapılarak hüküm kurmaktan ibarettir.
Ayrıca, hükme esas alınan hesap raporunda hak sahibi eşin destek zararının sadece aktif dönemle sınırlı tutulduğu, pasif dönemin ise tavan hesabına dahil edilmediği anlaşılmaktadır. Ölümle sonuçlanan sigorta olaylarında, hak sahiplerinin destek zararlarının sadece aktif dönemle sınırlı tutulabilmesi için, sigortalının sigorta olayı tarihinde prim ödeme gün sayısı ve sigortalılık süresi bakımından yaşlılık aylığından yararlanma koşullarının oluşması gerekir.
Başka bir anlatımla, ölen sigortalıya yaşlılık aylığı bağlanmamış olmakla beraber yaşlılık aylığına hak kazanmış ve hak sahiplerine yaşlılık aylığına dayalı ölüm aylığı bağlanabilecek ise, o takdirde pasif dönem tavan hesabına dahil edilemez.
Davaya konu olayda, sigortalının kaza tarihinde 36 yaşında olduğu nazara alınarak, yaşlılık aylığına hak kazanabilmesi yönünde, yasada aranan sigortalılık süresi ve prim gün sayısı araştırılmak suretiyle, hak sahiplerine yaşlılık aylığından dönüşen ölüm aylığı bağlanıp bağlanmayacağı hususu üzerinde durulmaksızın eksik araştırma ile tavan zarar hesabına doğrudan etkili bulunan pasif dönem zararını içermeyen hesap bilirkişisi raporuna göre hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Şüphesiz, hak sahiplerinin gerçek zarar tavanlarının yukarıda açıklanan esaslar çerçevesinde yeniden belirlenmesinde; hükme esas kılınan hesap raporundaki diğer donelerin aynen alınması gereği de gözönünde tutulmalıdır.
O halde davacı Kurum ile davalılar A.Y ve M.D'nin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul olunmalı ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 30.01.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy