(1479 S. K. m. 28, 29) (2829 S. K. m. 6, 8)
Dava: Davacı, malulen emekliliğine hak kazandığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Hatice Kamışlık tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Dava, ilk defa 01.06.1978 tarihinde T.C Emekli Sandığına tabi olarak çalışmaya başlayan davacının sonradan 02.06.2002 tarihinde Bağ-Kur sigortalısı olarak vaki çalışmalarına dayalı olarak maluliyet aylığına hak kazandığının tespiti istemine ilişkin olup, Mahkemece; davacının arızasının belirtilen tarihten yani Bağ-Kur sigortalısı olarak çalışmaya başlamadan çok önce mevcut olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
1- Gerçekten de, 1479 Sayılı Yasanın 28. maddesinin ikinci bendinde bu kanuna tabi sigortalılığın başladığı tarihte malul sayılacak derecede hastalık ve arızası bulunduğu önceden veya sonradan tespit edilen sigortalı bu hastalık veya arızası nedeniyle malullük sigortasından yararlanamayacağı öngörülmüştür. Maluliyet aylığının bağlanabilmesi için asıl ve önemli olan husus hastalığın işe giriş tarihinde mevcut olması değil, o tarihte bu arızanın maluliyeti gerektirecek nitelikte olup olmadığıdır. Davacının hastalığına rağmen malullük aylığından mahrum kalması için sigortalılığın başladığı tarihte malul sayılacak derecede hastalık ve arızanın bulunması gerekir. Hükme dayanarak alınan rapor açıklanan konuda bir belirlemeyi içermediği için yapılan inceleme yetersizdir.
2- Öte yandan 1479 Sayılı Yasanın 28. maddesinde yer alan bu Kanunu tabi sigortalılığın başladığı sözcüklerinden sadece Bağ-kur'a tabi çalışmanın değil, diğer Sosyal Güvenlik Kuruluşlarına tabi ilk defa çalışmaya başlamanın kabulünün sosyal güvenlik ilkelerine uygun düştüğünden, ilk defa sigortalı olarak çalışmaya başladığı 01.06.1978 tarihinin esas alınması gerekir. Kaldı ki, çeşitli Sosyal Güvenlik Kurumlarına tabi olarak geçen hizmet süreleri bulunanların emeklilik, malullük, yaşlılık hallerinde kendilerine, ölümleri ile de hak sahiplerine aylık bağlanması aşamasında 2829 sayılı
Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkındaki Kanun Hükümlerinin uygulanacağı, anılan kanunun 8. maddesinin son fıkrası ile malullük halinde, ilgililere hizmet sürelerinden sonuncusunun tabi olduğu kurumca kendi mevzuatına göre aylık süresinin başlangıç tarihli olarak (birleştirilen hizmet sürelerinin geçtiği kurumlar arasında ayrım yapılmaksızın) ilk defa hangi kurumda çalışmaya başlandı ise o tarihin esas alınacağı hususunun anılan yasanın 6/1 maddesinin bir gereği olması karşısında, artık Bağ-Kur'a tabi olarak çalışmalarının başlangıcının kastedildiği sonucu çıkartılamaz.
Şu halde mahkemece yapılacak iş; yöntemince yapılacak araştırma sonucuna göre davacının T.C Emekli Sandığında ilk defa çalışmaya başladığı tarihte, malul sayılmayı gerektirecek derecede, hastalık veya arızası bulunduğu taktirde, dava şimdiki gibi red edilmeli, aksine o tarihte hastalığa veya arızası bulunmakla birlikte bu hastalık veya arızanın maluliyeti gerektirecek derecede olmadığının anlaşılması halinde ise, 1479 Sayılı Yasanın 28 ve 29. maddelerinde öngörülen diğer koşulların mevcudiyetinin de saptanması şartıyla davanın kabulüne karar vermekten ibarettir.
Açıklanan bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O Halde davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 20.02.2006 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
1479 Sayılı Yasanın 28. maddesi hükmü karşısında sigortalılığın başladığı tarih ifadesinden Bağ-Kur sigortalılığı anlaşılmalıdır. Bu nedenle 2 nolu bozma maddesine katılıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy