(506 S. K. m. 60) (193 S. K. m. 31)
Dava: Davacı, icra takibine yapılan itirazın iptali ile takibin devamına ve % 40 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Ayşe B. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Dava, sakatlık indirimine dayalı olarak 506 Sayılı Kanunun 60/C-b uyarınca sigortalıya bağlanan yaşlılık aylığı işleminin (sakatlık oranının saptanmasına ilişkin çalışma gücü kaybı oranının %20'ye inmiş olduğunun tespiti üzerine) başlangıçtan itibaren iptali ile yersiz ödenen aylıklar toplamının tahsili için yapılmış olan icra takibine itirazın iptali ve icra inkar tazminatına ilişkindir.
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden Maliye Bakanlığınca 2239 sayılı Vergi Usul Kanununun 31. maddesinde öngörülen yönteme göre belirlenen %45 oranındaki sakatlığı nedeniyle, vergi indiriminden yararlanma hakkı tanınmış olan sigortalıya 506 Sayılı Yasanın 60/C-b maddesi uyarınca yaşlılık aylığı bağlandığı, ancak dayanak alınan raporun gerçeği yansıtmadığı iddiasıyla Kurumca kontrol muayenesine tabi tutulan davalı için düzenlenen 12.06.2002 tarih ve 1765 Sayılı raporla çalışma gücünün %20 olduğunun görülmesi üzerine, kurumca yersiz ödenen 01.06.2001-22.05.2002 tarihleri arasındaki 2.293.583.509.-liranın tahsili için davalı aleyhine icra takibine girişildiği anlaşılmaktadır.
506 sayılı Yasanın aylık bağlandığı tarihte yürürlükte olan şekli ile 60/C-b maddesi sakatlığı nedeniyle gelir vergisi indiriminden yararlanmaya hak kazanmış olan sigortalıların yaşları ne olursa olsun en az 15 yıldan beri sigortalı bulunmak ve en az 3600 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş olmak şartıyla yaşlılık aylığından yararlanacaklarını öngörmekte olup, bu koşulların başında ise öncelikle ve özellikle sakatlığı nedeniyle gelir vergisi indiriminden yararlanmaya hak kazanmış olmak hususunun saptanması önem arz etmektedir. Anılan hususun saptanması işi ise 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 3239 sayılı Kanunla değişik 31/2 maddesine göre, sakatlık indiriminden yararlanmak için yetkili hastanelerin sağlık kurullarından alınan raporla Maliye Bakanlığı bünyesindeki Merkez Sağlık Kurulu tarafından değerlendirilerek iş gücü kaybı oranları ve buna göre sakatlık dereceleri belirlenmekte ve bu belirlemeye dayalı olarak da ilgili şahsın vergi indiriminden yararlanmaya hak kazanıp kazanmadığına yine idarece karar verilmektedir.
Bu durumda, sakatlığı nedeniyle vergi indiriminden yararlanmaya hak kazandığına dair verilen bu idari kararın sigortalının tahsis talebiyle birlikte kuruma ulaşmasıyla, diğer koşulların da varlığı halinde sigortalıya anılan Yasanın 60/C-b maddesi uyarınca yaşlılık aylığı bağlanması da yasal gereklilik olmaktadır.
Konuya bu açıdan bakıldığında, Kurum tarafından davalıya söz konusu 60/C-b'ye göre bağlanan yaşlılık aylığının iptal edilme gerekçesi olarak, davacının 193 sayılı Yasaya göre, sakatlık indiriminden yararlanma koşullarını kayıp ettiğine ilişkin idari karara dayanılmış olması karşısında, bu davada çözüme ulaşabilmek için öncelikle anılan idari kararın kaldırılması hususunun ön mesele olarak ele alınmasının zorunlu olduğu düşünülebilir ise de; 506 Sayılı Yasanın bahsi geçen 60/C-b maddesinde 4958 sayılı Yasanın 34. maddesi ile yapılan değişiklik ile sakatlığı nedeniyle vergi indiriminden yararlanılması dolayısıyla yaşlılık aylığına hak kazanarak yaşlılık aylığı almakta olanlar Kurumca kontrol muayenesine tabi tutulurlar hükmü getirilmiş bulunmakla, bu gibilerin sakatlık indiriminden yararlanma koşullarını muhafaza edip etmediklerinin Kurum tarafından denetlenmesine ve değerlendirilmesine olanak tanınmıştır.
Böylece, kendilerine daha önce, anılan 60/C-b maddesine dayalı olarak yaşlılık aylığı bağlanmış olanlar için, sonradan değişen durum nedeniyle bu aşamada, yasa koyucu tarafından anılan yasa maddesinde yapılan değişiklikle, konunun 506 sayılı Yasa çerçevesinde çözümlenmesi amaçlanmış olmakla ön mesele olarak karşımıza çıkan Maliye Bakanlığınca sakatlık indiriminden yararlanmaya ilişkin ilk kararın idari yoldan kaldırtılmasına (iptaline) de gerek kalmaksızın; bu çevrede sigortalı ile Kurum arasında çıkan benzeri ihtilafların idari yargı yerinde değil, iş mahkemeleri bünyesinde görülerek çözüme kavuşturulması olanaklı hale gelmiş bulunmakla, mahkemenin davaya bakmasında herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir.
Ağır Ceza Mahkemesinde görülmekte olan 2002/140 Esas sayılı dosya ile davalı ve diğer sanıklar hakkında resmi evrakta sahtecilik, kamu kurumlarını dolandırmak ve bu suçlara iştirak suçundan dava açılmış olup, bu dosyada davalı için aldırılan ve hükme dayanak yapılan Adli Tıp raporu hüküm kurmaya elverişli değildir. Bu bağlamda sakatlık nedeniyle vergi indirimine dayalı olarak 506 sayılı Yasanın 60/C-b bendi uyarınca bağlanan yaşlılık aylığına dayanak alınan rapor ile bu aylığın iptaline ilişkin karara dayanak alınan rapor ve Ağır Ceza Mahkemesince aldırılan sair raporlar arasında açık çelişki bulunduğu gözetilerek, mahkemece konuda uzman bilirkişi heyetinden çelişkiyi giderici (telif edici) yeni bir rapor alınmadan soyut düşüncelerle ilk rapora itibar edilerek davanın red edilmiş olması isabetsizdir.
Mahkemece yapılacak iş; raporlar arasındaki çelişkiyi gidermek üzere Üniversitelerin konuya ilişkin ana bilim dalı üyelerinden seçilecek uzman bilirkişi heyeti marifetiyle, öncelikle sakatlık sebebiyle vergi indiriminden yararlandırma kararına dayanak alınan Malatya Devlet Hastanesinin 30.11.2000 tarih ve 978 sayılı sağlık kurulu raporunda yer alan davalının % 45'lik iş gücü kaybını gerektiren bulguların başlangıçta var olup olmadığı (diğer bir deyişle anılan raporun gerçek dışı düzenlenmiş olup olmadığı) konusunun üzerinde durularak, yöntemince araştırılıp irdelenmek suretiyle açıklığa kavuşturulması, ikinci olarak, bu ilk raporda yer alan bulguların o tarih itibarıyla mevcudiyeti halinde, bu bulguların sonradan vaki tedavi ile iyileşme gösterip gösteremeyeceği, iyileşme gösterebilecek olguya sahip ise o takdirde sakatlığa dayalı olarak bağlanan aylığın kesilmesine neden olan ve sonradan alınan 12.06.2002 tarih ve 1765 sayılı raporda saptanan bulgular ve sürekli işgöremezlik dereceleri de irdelenmek suretiyle sakatlık nedeniyle bağlanan aylığın kesildiği tarih itibarıyla tıbbi durumun belirlenerek, saptanacak bulguların davalının sakatlığı nedeniyle vergi indiriminden yararlandırıldığı ilk tarih itibarıyla ve kazanılmış hakların korunması ilkesinden hareketle o tarihte yürürlükte bulunan yönetmeliğin değişik 3. maddesine göre çalışma oranı kaybı ve sakatlık derecesinin belirlenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gereği vardır.
Açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 17.11.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy