(4792 S. K. m. 6) (506 S. K. m. 79, 130)
Dava: Davacı, davalı Kurumca tahakkuk ettirilen 352.628.137.982.-lira tutarındaki prim, gecikme zammı ve faizin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Mustafa Arınmış tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Dava, hukuki nitelikçe, 4792 sayılı Kanunun 3917 sayılı Kanunla değişik 6. maddesi kapsamında, sigorta müfettişi raporuna dayanılarak Kurum tarafından re'sen tahakkuk ettirilen prim ve gecikme zammından dolayı davacının borçlu olmadığının tespiti ve ölçümleme işleminin iptali istemine ilişkin olup, Mahkemece, bilirkişi raporuna dayanılarak istem hüküm altına alınmıştır.
Öncelikle belirtmek gerekirse, gerek 4958 sayılı Yasa ile yapılan yasal düzenlemeyle Sigorta Teftiş Kurulu Başkanlığına, işin yürütümü için gerekli olan asgari işçilik miktarını saptama yetkisinin tanınmış olması, gerekse aynı Yasayla bu konuda, 506 sayılı Yasanın 79. ve 130. maddesine yeni fıkralar eklenmesi göz önünde bulundurularak Mahkemece, Kurumun eksik işçilik miktarını belirleme yetkisi olduğunun kabulü yerindedir. Ancak Sigorta Primleri Takip ve Tahsilat Daire Başkanlığınca 03.09.1999 tarihinde yayınlanan 16-192 sayılı genelgeye ekli listede, dava konusu iş kalemlerinin belirlenen işçilik oranlarına bağlı kalınmadan hazırlanan hükme esas alınan bilirkişi raporunda, "işlerin hep makine ile yapıldığı, makine ile yapılmayanlarda işçilik oranlarının çok az olduğu gerekçesiyle, günümüz gelişen teknolojileri ışığında son derece kaliteli ve standart malzeme temini olanağı, çeşitli yardımcı alet grupları, eğitilmiş ve deneyimli işgücü temini, yüksek kapasiteli modern iş makineleri, bilgisayar destekli iş programları ve şantiye eğitimi benzeri hususlar gözetilerek" işçilik oranlarının takdir edilmesi, sonra ayrı bir hesaplamayla ortalama alınarak işçilik oranının %4.9 olarak kabul edilmesi ve değerlendirmeye esas hak ediş tutarına bu oranın uygulanması hatalıdır.
Mahkemece öncelikle Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2004/86 E. Sayılı dosyasında davacının İller Bankası aleyhine açtığı menfi tespit davasının sonucunun bu davaya etki edebileceği de göz önünde bulundurularak, bildirilmesi zorunlu işçilik oranını belirlerken; işin genel niteliğini, işte kullanılan teknik yöntemleri, işin büyüklüğünü, tamamlama süresini, işyeri koşullarını, istihkak tutarlarını, makine parkını ve akaryakıt giderlerini kısaca işçilik bildirilmesi gereken işle ilgili tüm verileri gözetmek, gerekirse benzerleriyle kıyaslamak, yerinde bizzat işi denetlemek ve gerçek biçimde işçilik oranını somut veriler içeren denetime açık bilirkişi raporu ile tespit ederek, daha sonra da işçilik tutarını her bir iş kalemi yönünden hak ediş karşılıkları ayrı ayrı gözetilerek saptamak gerekir. Bu yöntem izlenerek işverenin eksik işçilik bildiriminde bulunup bulunmadığı belirlenmeli ve sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Mahkemece, öngörülen biçimde bir inceleme ve araştırma yapılmaksızın, denetime elverişli olmayan yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 28.03.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy