(506 S. K. m. 26) (1086 S. K. m. 389)
Dava: Davacı, meslek hastalığı sonucu sürekli işgöremezlik durumuna giren sigortalıya bağlanan peşin değerli gelirler ile yapılan harcama ve ödemeler nedeniyle uğranılan Kurum zararının rücuan ödetilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteği hüküm altına almıştır.
Hükmün, taraflar Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Mustafa T. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Dava, meslek hastalığı nedeniyle %34,2 oranında sürekli iş göremezlik durumuna giren sigortalı işçiye Kurumca yapılan Sosyal Sigorta yardımlarının 506 sayılı yasanın 26. maddesine göre davalı işverenden tahsili istemine ilişkindir.
Mahkeme, İstanbul 8.İş Mahkemesinde görülen ve 2001/432 Esas 2003/1996 Karar sayılı ilamla sonuçlanan hak sahipliği dosyası ile belirlenen kusur ve gerçek zarar tavanını esas almak suretiyle talep gibi ve yazılı şekilde isteği hüküm altına almıştır.
Kazalı tarafından İstanbul 8. İş Mahkemesinin 2001/432 esasında açılan tazminat davasının sadece işverene yöneltildiği, hükme dayanak kılınan 26.06.2003 tarihli kusur raporunda, işverene %80 kusur izafe edilip ayrıca %20 oranında kaçınılmazlık öngörüldüğü, 20.09.2003 tarihli hesap raporunda ise kaçınılmazlık oranının %50'sinin işverene yüklenerek %90 kusur %34,2 işgöremezlik derecesine göre gerçek zarar tavanının belirlendiği, maddi zarar SSK tahsisleriyle karşılandığından maddi zararın reddine kısmen manevi zararın tahsiline dair tesis edilen mahkeme hükmünün temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağı 506 sayılı yasanın 26. maddesi olup, davalı işverenin rücu alacağından sorumluluğu ancak maddede öngörülen koşulların gerçekleşmesi halinde mümkündür. Belirtmek gerekirse madde metninde, iş kazası ve meslek hastalıklarından dolayı işverenin sorumluluğu ancak, kastı veya işçilerin sağlığını koruma ve iş güvenliği ile ilgili mevzuat hükümlerine aykırı (diğer bir anlatımla olaya etken kusurlu) hareketi ve yahut suç sayılabilir bir hareketi sonucunda doğacaktır, bu çevrede bakıldığında, kaçınılmazlığın kusur ve kasti davranışları dışında kaldığı olgusu tartışmasızdır. Nitekim, bu yön masa maddesine 29.07.2003 tarih, 4958 sayılı yasanın 28. maddesiyle eklenen işçi ve işveren sorumluluğunun tespitinde kaçınılmazlık ilkesi dikkate alınır tümcesiyle dile getirilmiştir. Anılan tümcenin özellikle, maddenin birinci fıkrasının baş tarafında yer alan ve sorumluluk için öngörülen ve açıklanan kıstaslarla birlikte değerlendirilmesi ve bu bağlamda oluşan tazminat hukukunun temel ilkeleri gözetildiğinde 26. madde çerçevesinde oluşan sorumluluk hallerinde kaçınılmazlık payından tarafların sorumlu tutulmaları olanaklı değildir. Zira kaçınılmazlık, olayın meydana geldiği tarihte geçerli bilimsel ve teknik kurallar gereğince alınacak tüm önlemlere rağmen zararın önlenememiş olması kısmen ya da tamamen meydana gelmesi durumu olup, burada kusur ve kasti hareket dışında bir oluşum söz konusudur. O nedenle kaçınılmazlık 506 sayılı yasanın 26. maddesinde öngörülen sorumluluk halleri arasında yer almadığından, davalı işverenin, iş bu rücu davasında kaçınılmazlıktan sorumlu tutulması isabetsiz bulunmuştur. Öte yandan rücu davalarında faize, gelirler yönünden onay, masraflar yönünden ödeme tarihinden itibaren hükmedilmelidir. Giderek, faiz başlangıcı tarihlerinin hüküm fıkrasında Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunun 389. maddesi uyarınca infazda tereddüte yer bırakmayacak açıklıkta belirtilmesi gerekir. Somut olayda, geçici işgörememezlik ödeneğinin 26.02.2001 tarihinden itibaren ödenmeye başlandığı ve takip eden birden çok ödeme tarihlerinin bulunduğu gözetilmeksizin davaya konu tüm tutarı 21.07.2001 tarihinden itibaren faiz yürütülmesi ayrıca usul ve yasaya aykırı görülmüştür.
Mahkemece yapılacak iş; tazminat davasında hükme esas alınan ve iş bu ilk rücuda da hükme dayanak kılınan 20.09.2003 tarihli hesap raporundaki devre gelirlerine davalı işverenin %80 kusurunu uygulamak suretiyle işverenin tavan tazminat sorumluluğunu belirlemek, yine yukarıda açıklanan şekilde geçici iş göremezlik ödeneği ödeme tarihleri ile tutarlarını ayrı ayrı tespit ederek sunucuna göre bir karar vermekten ibarettir.
O halde davacı Kurum ile davalı işverenin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 28.03.2006 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy