(1086 S. K. m. 9, 17)
Davacı, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla birikmiş emekli maaşları tutarına mahsuben şimdilik 1.000.00 YTL'nin davalı Kurumdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilâmında belirtildiği şekilde mahkemenin yetkisizliği nedeniyle davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi Mustafa Arınmış tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacı, 22.12.2000-18.09.2002 tarihleri arasında ödenmeyen yaşlılık aylıklarına mahsuben 1.000.000.000.-TL'nin 22.12.2000 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini istemiş, mahkemece; Tarsus İş Mahkemesinin yetkili olduğu gerekçesiyle, dava dilekçesinin yetki yönünden reddine karar verilmiştir.
506 Sayılı Kanun'un uygulanmasından doğan uyuşmazlıklarda; anılan yasada hüküm bulunmaması nedeniyle yetkili mahkemenin Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'na ilişkin genel hükümlere göre belirlenmesi gerekir. Bu çevrede; davanın kural olarak Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 9 ve 17. maddeleri gereğince Sosyal Sigortalar Kurumu Genel Müdürlüğü'nün bulunduğu Ankara veya işlemlerin yapıldığı şubenin bulunduğu yerde açılması gerekir. Ne var ki, Kurum'dan davanın açıldığı Mersin'de Şube Müdürlüğü ve avukatları mevcuttur. Öbür yandan davalı Kurum avukatı davayı başından itibaren takip etmiştir. Bu durumda sigortalıya nazaran hem ekonomik, hem de teşkilat yönünden güçlülüğü tartışılamayacak kadar açık bulunan ve en az, yetkili mahkemedeki düzey kadar savunma hakkını kullanmış olan Kurum'un yetkisizlik itirazı objektif iyi niyet kurallarıyla bağdaşmaz.
Diğer taraftan iş davalarının en kısa sürede sonuçlandırılması gereği de yasa hükmüdür. Konuya sosyal güvenlik açısından da bakıldığında yetkiye ilişkin genel usul kurallarının katı biçimde uygulanması, bu hukuk dalının amacı ile de bağdaştırılamaz. Aksinin kabulü halinde, kural olarak dar gelirli durumda bulunan sigortalılar ile bunların hak sahiplerinin mahkemeler yoluyla hak aramaları zorlaşmış olur. Oysa Kurumun görevi, sigortalı ya da hak sahiplerinin haklarını teslimde zorlaştırıcı değil, yasaların olanak verdiği ölçüde, olabildiğince kolaylaştırıcı olmalıdır
Belirtilen nedenlerle Mersin İş mahkemesi davada yetkili bulunduğundan; mahkemece, işin esasına girilerek sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, dava dilekçesinin yetkisizlik nedeniyle reddi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek hâlinde davacıya 10.04.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy