(506 S. K. m. 26) (1086 S. K. m. 388, 389, 417) (1136 S. K. m. 164/son)
Dava: Davacı, iş kazası sonucu sürekli işgöremezlik durumuna giren sigortalıya bağlanan peşin değerli gelirler ile yapılan harcama ve ödemeler nedeniyle uğranılan Kurum zararının rücuan ödetilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilâmında belirtildiği şekilde isteği hüküm altına almıştır.
Hükmün, davacı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Tolga Özmen tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle, hükme dayanak kılınan bilirkişi raporunda bilinen dönem yönünden 01.06.2004 - 01.09.2004 tarihleri arasındaki 3 aylık sürenin hesap dışı bırakılması, iskontolu aktif dönem yönünden ise, dönem sonu olarak sigortalının 60 yaşını dolduracağı 15.01.2026 tarihi yerine 01.09.2015 tarihinin kabulü nedeniyle eksik hesaplama sonucu 108.205.550.000 lira tutarındaki gelirler toplamının 59.515.828.399 lira olarak belirlenmesi, giderek bu raporu esas alan Mahkemece de 12.048.687.000 lira olması gereken gerçek zarar ( dış tavan ) tutarının 6.627.087.492 lira olarak hesaplanması isabetsiz ise de; anılan yanlışlık, istem ve hükmedilen miktar itibarıyla bu davada sonuca etkili olmaması ve ileride açılacak ek rücu davalarında düzeltilmesinin mümkün bulunması nedeniyle bozma nedeni yapılmamıştır.
2-Yargılama giderlerinden sayılan ve Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 423, Avukatlık Kanununun 169 ve Avukatlık Ücret Tarifesinin 1. maddelerinde düzenlenen, ancak müstakil bir varlığı olmayan ve ait olduğu davanın konusunu teşkil eden hak ve alacağa sıkı sıkıya bağlı bulunan avukatlık ücretinin; haksız çıkan tarafa yükletilmesi gerekir. Zira, haksız davranışta bulunan bir kimsenin bu haksız davranışının bütün sonuçlarından sorumlu tutulması, hukukun genel kurallarındandır. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun, yargılama giderlerinin haksız çıkan tarafa yükletilmesine ilişkin 417. maddesi bu ilkeye dayanmaktadır. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 388 ve 389. maddeleri uyarınca hükmün, taraflara yönelik olarak kurulması gerekirken, Avukatlık Kanununun; avukatla iş sahibi arasındaki iç ilişkiyi düzenleyen 164/son maddesine yanlış anlam verilerek, taraflar yararına hüküm altına alınması gereken avukatlık ücreti konusunda Mahkemece davacı vekiline ait olmak üzere karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki; bu hususun düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır.
Sonuç: Hükmün 3 numaralı paragrafında yer alan "davacı vekiline" sözcüklerinin çıkartılarak yerine "davacı Kuruma" sözcüklerinin yazılmasına, aynı paragrafta yer alan "davacı vekiline ait olmak üzere" sözcüklerinin hükümden çıkartılmasına ve hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, 10.02.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy