(506 S. K. m. 60, 120,Geç m. 81) (1479 S. K. m. 60) (YHGK 02.06.2004 T. 2004/21- 316 E. 2004/322 K. )
Dava: Davacı, mahkeme kararıyla düzeltilen doğum tarihine mahsuben 01.10.2003 tarihi itibariyle yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Aydın Eser tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: 1- Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunun 120/2. maddesi, bazı kötü uygulamaları önlemek amacı ile özel bir düzenleme getirmiş ve belli sigorta kollarında, hangi doğum tarihinin esas alınacağını açıkça belirlemiştir. Gerçekten anılan Yasa'nın 120/2.maddesi çok açık olarak malullük, yaşlılık ve ölüm sigortasına ilişkin yaş ile ilgili hükümlerin uygulanmasında sigortalıların ilk defa çalışmaya başladığı tarihte nüfus kütüğünde kayıtlı bulunan doğum tarihleri esas tutulur. Hükmünü içermektedir. Hiçbir yoruma yer vermeyecek şekilde açık olan bu düzenleme karşısında, sigortaya ilk tescil tarihinden sonra yapılan yaş düzeltmelerinin yaşlılık aylığı bağlanmasında nazara alınamayacağı açıktır. Nitekim Bağ-Kur Yasası 66. maddesi Sosyal Sigortalar Yasasının 120/2. maddesi ve Emekli Sandığı Yasanında bu maddeye paralel hükümler getirilmiştir. Hukuk Genel Kurulunun 02.06.2004 gün ve 2004/21-316 Esas sayılı kararı da bu yöndedir.
Bu özel düzenleme dışında, kesinleşmiş yargı kararının elbette ki uygulamalarda geçerliliğini koruyacağı kuşkusuzdur.
Somut olayda, davacı, Sosyal Sigortalara Kurumuna ilk defa 01.09.1978 tarihinde tescil edilmiş, yaş tashihi kararı ise,
04.04.1979 tarihinde verilmiştir. Bu durumda yukarıda belirlenen esaslar nazara alındığında, ilk tescil tarihinden sonra yapılan bu yaş tashihinin, sigorta işlemlerinde dikkate alınamayacağı tabiidir.
2- 4447 Sayılı Kanunun yürürlük tarihi olan 08.09.1999 itibariyle prim ödeme gün sayısı ve yaş (55 yaş) itibariyle 506 Sayılı Kanunun 60. maddesindeki tahsis şartlarının oluşmadığı açıktır.
Öte yandan, geçiş hükümlerini içeren geçici 81. maddenin Anayasa Mahkemesinin iptal kapsamı dışında kalan A bendinde belirtilen 23 yıl sigortalılık şartının 4447 Sayılı Kanunun yürürlük tarihi olan 08.09.1999 itibariyle yerine gelmediği, bu durumda davacının bu bent hükmünden yararlanmasına da yasaca imkan bulunmadığı, keza iptal edilmeyen aynı maddenin C/a bendindeki yaş şartı da 08.09.1999 tarihinde yerine gelmediğinden bu hükme göre de davanın kabulü mümkün görülmemektedir.
Anayasa Mahkemesinin geçici 81. maddeyi kısmen iptal kararı üzerine yasa koyucu tarafından çıkarılan 4759 Sayılı Kanun sigortalılık süresi için 23.05.2002 tarihini esas almıştır.
Sigortalılık süresi itibariyle davacının durumu 4759 Sayılı Kanunla yeniden düzenlenen geçici 81. maddesinin B/a bendine uygun düşmekte olup buna göre tahsis talep ettiği veya karar tarihi itibariyle 44 yaş şartı yerine gelmediğinden davacıya yaşlılık aylığı tahsisine yasal olarak imkan bulunmamaktadır.
Açıklanan sebeplerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumunun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 19.04.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy