(1479 S. K. m. 24, Ek. m. 19) (506 S. K. m. 2, 3)
Dava: Davacı, 079713090 Bağ-Kur numaralı sigortalılık kaydının silinmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı ve davalılardan Sosyal Sigortalar Kurumu Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi A. Barutcu tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Dava dosyasındaki bilgi ve belgelerden, davacının 16.07.1982 tarihinde 789713090 sicil no ve 80 meslek kodu ile Bağ-Kur'a kayıt ve tescilinin yapıldığı 80 kodunun ayakkabıcı ve dericileri kapsayan meslek kodu olduğu, ancak Kurum arşivinde davacıya ait dosyanın bulunamadığı, bilgisayar kayıtlarında ise kaydının gözüktüğü, tescil edildiği tarihten bu yana prim ödemesinin bulunmadığı, 21.9.2000 tarihi itibariyle Ticaret Siciline tescil edilen C. Duvar Kağıtları Limitet Şirketinin toplam 200 hissesinden 20 hissesine sahip ortağı olduğu, keza 01.08.1982 tarihinden itibaren muhtelif işyerlerinde kesintili olarak hizmet akdi ile çalışması karşılığı primlerinin Sosyal Sigortalar Kurumuna intikal ettirildiği, son olarak 29.9.2000 tarihinden bu yana C. Duvar Kağıtları Limitet Şirketinde zorunlu sigortalı çalışmasının gözüktüğü anlaşılmaktadır. Davada, çözümlenmesi gereken konu, doktrin ve uygulamada çatışan sigortalılık olarak tanımlanan ve aynı dönemde birden fazla sigorta kurumuna tabi sigortalı çalışmalardan hangisine üstünlük tanınması gerektiğinin tespitidir.
Dairemizin bu konudaki görüşü, aynı döneme rastlayan gerçek ve fiili sigortalı çalışmalardan hangisi kişinin hayatında fiili ve ekonomik olarak baskın çalışma niteliğini taşıyorsa o çalışmaya üstünlük ve geçerlilik tanınması gerektiği yönündedir. Gerçekten, sigortalı, emek ve mesaisini ağırlıklı olarak hangi sigortalı çalışmaya tahsis ediyor, ekonomik yönden geçimini hangi çalışmadan sağlıyorsa, o çalışmaya üstünlük tanımak gerekir. Somut olayda; davacının, adına ve hesabına bağımsız çalışmasına karine teşkil edecek nitelikte vergi kaydı, oda kaydı, vs. herhangi bir kaydının mevcut olmadığı gibi, Bağ-Kur arşivinde dosyanın bulunamaması nedeniyle tescilin dayanağı dahi tespit edilememektedir. Mahkemece, C. Limitet Şirketinin ortağı olması nedeniyle davanın tümden reddine karar verilmesine karşın şirketin tescil tarihinin 21.9.2000 olması nedeniyle 01.08.1982-21.9.2000 tarihleri arası fiili ve baskın çalışmanın Sosyal Sigortalar Kurumuna tabi çalışma olduğunda kuşku yoktur.
21.9.2000 tarihinden sonraki dönemde ise Limitet Şirket ortaklığı nedeniyle 1479 sayılı Yasanın 24. maddesine göre zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olacağı açık ise de, aynı Yasanın Ek 19. maddesi, Bu Kanunun yürürlük tarihinden önce Kuruma kayıt ve tescili yapıldığı halde, beş yıl ve daha fazla süreye ilişkin prim borcu bulunanlar ile beş yıl ve daha fazla süre prim ödemeyenlerin sigortalılıkları; prim ödemesi bulunan sigortalının ödediği primlerin tam olarak karşıladığı ayın sonu itibariyle, prim ödemesi bulunmayan sigortalının sigortalılığı ise tescil tarihi itibariyle sigortalının müracaatına kadar askıya alınır. Buna ilişkin usul ve esaslar Kurumca belirlenir. hükmünü getirmiştir. Buna göre, davacının Bağ-Kur sigortalılığı tescil tarihi olan 16.07.1982 tarihi itibariyle askıya alınmış vaziyettedir.
Öte yandan, 506 sayılı Yasanın 2. maddesinde kimlerin sigortalı sayılacağı, 3. maddesinde ise kimlerin sigortalı niteliğini taşımadığı hükme bağlanmış olup 21.9.2000 tarihi itibariyle tescil edilen şirketin ortağı olan davacının, hizmet akdine dayalı olarak öbür ortağın emir ve talimatı altında çalıştığını varsaymak, yaşam deneyimlerine ve hayatın olağan akışına terstir. Zira, kendi işini yapan kişi durumunda olduğundan, şirket nezdinde yaptığı işin hizmet akdine dayandığı kabul edilemez.
Şu hale göre, davacının 16.07.1982 ile 21.09.2000 tarihleri arasındaki dönemde Bağ-Kur sigortalısı olmadığından, davanın bu süreyle sınırlı olarak kabulü gerekirken, yazılı şekilde tümden reddedilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin ve davalı SSK vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 04.05.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy