(1479 S. K. m. 24/I-g)
Dava: Davacı, davalı Kurum işleminin iptali ile 06.01.1986 tarihi itibariyle Bağ-Kur sigortalılığının sona erdiğinin ve Bağ-Kur'a tabi çalışmasının bulunmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilâmında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Dava hukuki nitelikçe; davacının, davalı Bağ-Kur'ca 31.12.1985 tarihi itibariyle başlatılan 1479 sayılı Kanuna tabi zorunlu sigortalılığının; 506 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olarak çalışmaya başladığı 06.01.1986 tarihinde sona erdiğinin tespiti istemine ilişkindir.
Davanın yasal dayanaklarından olan 1479 sayılı Kanunun 24/I-g maddesi hükmüne göre Anonim Şirketlerin kurucu ortaklarıyla yönetim kurulu üyesi olan ortakları zorunlu Bağ-Kur sigortalısı sayılırlar.
Bu durumda; öncelikle davacının, 06.01.1986 tarihinden başlayarak devam eden A.Ş. kurucu ortaklığı yada yönetim kurulu üyesi ortaklığı bulunup bulunmadığı yöntemince araştırılmalıdır.
Diğer taraftan, davacının; 41734 nolu işyerinden 06.01.1986 ile 31.08.1988 tarihleri arasında 956 gün, 39637 nolu işyerinden 01.09.1988 ile 10.03.2003 tarihleri arasında 5230 gün primi ödenmiş Sosyal Sigortalar Kurumuna tabi sigortalı çalışmasının bulunması karşısında; kurucu ortağı yada yönetim kurulu üyesi ortağı bulunduğu A.Ş.'deki çalışmasına dayalı olarak Sosyal Sigortalar Kurumuna bildirim yapılmış olması halinde, A.Ş. ortağının şirkette yürüttüğü işler dolayısıyla SSK sigortalısı sayılıp sayılamayacağının belirlenmesi yönünde; şirketin hangi işinde ne kadar süre ve ne şekilde çalıştığı, buna dair bir kararın bulunup bulunmadığı, hizmet akdinin koşullarından olan bağımlılık unsurunun gerçekleşip gerçekleşmediği, şirkette kimin buyruğunda ve kimden talimat alarak çalıştığı hususları üzerinde gereğince durulmalıdır.
Yine, yapılacak işbu araştırma sonucunda davacının; ortağı olduğu A.Ş.'de yada başka bir işverene ait işyerinde hizmet akdine dayalı olarak çalıştığı giderek Sosyal Sigortalar Kurumuna bildirilerek primi ödenmiş hizmet sürelerinin geçerli olduğunun belirlenmesi halinde ise; sosyal güvenlik sistemimizde çifte sigortalılığın söz konusu olmaması nedeniyle bir kimsenin SSK sigortalılığı ile Bağ-Kur sigortalılığının çatışması durumunda, ekonomik yönden baskın çalışmaya üstünlük tanınması gerekeceğinden, davacının; sosyal ve ekonomik hayatında ağır basan çalışmasının hangisi olduğu kuşkuya yer bırakmayacak açıklıkta belirlenerek, bu çalışmaya geçerlik tanınmalıdır.
Öte yandan, yargılama sonucunda verilecek kararın Sosyal Sigortalar Kurumunun hak alanını da doğrudan ilgilendirmesi itibariyle davacıya; bu Kurumu da yöntemince davaya dahil etmesi için önel verilmelidir.
Mahkemece açıklanan maddi ve hukuki esaslar gözetilmeksizin eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 28.04.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy