(1479 S. K. m. 79, Geç. m. 23)
Dava: Davacı, 01.09.1984 - 15.10.2001 tarihleri arasındaki isteğe bağlı sigortalılığının geçerliliğinin tespiti ile aksine olan Kurum işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilâmında belirtildiği şekilde isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, taraflar Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi Osman Bülbül tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: 1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, tarafların sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Dava hukuki nitelikçe, davacının; 01.09.1984 ile 15.10.2001 tarihleri arasındaki dönemde, 1479 sayılı Kanun kapsamında isteğe bağlı sigortalı olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Davanın yasal dayanaklarından olan 1479 sayılı Kanunun 79. maddesinin 4956 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki hükmüne göre, isteğe bağlı sigortalılık; sigortalının tescil talebinin Kuruma intikal ettiği tarih itibariyle başlar, terk talebinin Kuruma intikal ettiği tarihte veya diğer sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi olarak çalışmaya başlama ile sona erer.
Somut olayda da; davacının 01.09.1984 tarihinden başlayan Bağ-Kur'a tabi isteğe bağlı sigortalılığı, isteğe bağlı sigortalılığını sona erdirme talebini içeren dilekçesinin Kuruma intikal ettiği 26.06.2000 tarihinde sona ermiştir.
Diğer taraftan, 1479 sayılı Kanunun 79. maddesinin 5. fıkrasında 619 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 25. maddesiyle yapılan ve 04.10.2000 tarihi itibariyle yürürlüğe giren değişiklikle; isteğe bağlı sigorta priminin ard arda üç ay ödenmemesi isteğe bağlı sigortalılığı sona erdiren diğer bir neden olarak öngörülmüşse de, Anayasa Mahkemesinin 08.08.2001 tarihinde yürürlüğe giren 26.10.2000 günlü kararı uyarınca anılan Kanun Hükmünde Kararname tüm hükümleriyle iptal edilmiştir.
1479 sayılı Kanunun 79. maddesinde 4956 sayılı Kanunun 33.maddesiyle yapılan ve 08.08.2001 tarihi itibariyle yürürlüğe giren değişiklikle de; sigortalının toplam borcunun üç aylık prim ve ceza tutarından fazla olması halinde, isteğe bağlı sigortalılığın, daha önce ödenen primlerin tam olarak karşıladığı ayın sonu itibariyle sona ereceği hükmü getirilmiştir.
Ne var ki, anılan maddenin 619 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve 4956 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki düzenlemesinde; isteğe bağlı sigorta primlerinin ödenmemesinin, isteğe bağlı sigortalılığı sona erdiren nedenlerden biri olarak öngörülmemesi giderek somut olayda da, davacının 01.09.1984 - 26.06.2000 dönemindeki isteğe bağlı sigortalılık süresinin anılan değişikliklerden önceye ilişkin bulunması sebebiyle, davacının; 01.09.1984 tarihinden başlayarak Kuruma ödediği primlere karşılık gelen süre dışında kalan, bu bağlamda pirimi ödenmemiş bulunan isteğe bağlı sigortalılık süresi bakımından; davacının isteğe bağlı sigortalılığının, bu nedenle sona erdiğinden sözedilemez.
Öte yandan; 619 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin geçici 2. maddesi ile, "Kanun Hükmünde Kararnamenin yayımlandığı tarihte isteğe bağlı sigortalı olanların bu isteğe bağlı sigortalıklarının; 04.10.2000 tarihi itibariyle birikmiş tüm prim borçlarını, bu tarihi takip eden 6 ay içinde ödemeleri halinde isteğe bağlı sigortalılıklarının devam ettirileceği, aksi halde son prim ödeme tarihi itibariyle isteğe bağlı sigortalılıklarının sona ereceğine" ilişkin olarak yasal düzenleme yapılmış, bu bağlamda davacı; 6 aylık yasal süre içerisinde birikmiş prim borcundan dolayı Bağ-Kur'a herhangi bir ödemede bulunmamışsa da; yukarıda da ifade edildiği üzere 619 sayılı Kanun Hükmünde Kararname, Anayasa Mahkemesinin 26.10.2000 günlü kararı ile iptal edilmiştir.
Yine 03.07.2001 tarihinde yürürlüğe giren 4692 sayılı Kanunun geçici 1. maddesinin 2. fıkrası; "1479 sayılı Kanun ve 2926 sayılı Kanuna göre 04.10.2000 tarihinden önce isteğe bağlı sigortalı olanların bu sigortalılıklarının; 30.06.2001 tarihine kadar birikmiş tüm prim borçlarını, bu tarihten itibaren 6 aylık süreye ilişkin prim borçlarıyla birlikte 31.12.2001 tarihine kadar ödemeleri şartıyla devam ettirileceği hükmünü içermekte ise de; somut olayda, sigortalının 26.06.2000 günlü dilekçesine Bağ-Kur'ca yanlış anlam verilerek davacının; isteğe bağlı sigortalılığının 26.06.2000 tarihi yerine 31.07.1998 tarihinde sona erdiğinin kabulüyle anılan geçici 1. madde kapsamında prim borcu buna göre belirlenmek suretiyle davacının 01.09.1984 - 26.06.2000 dönemindeki bir kısım isteğe bağlı sigortalılık süresine ilişkin olarak prim borcunu ödememesine; işbu hatalı işlemiyle Bağ-Kur neden olduğundan; davalı Bağ-Kur kusurlu işleminin sonucuna katlanmalıdır. Hal böyle olunca da; davacının birikmiş prim borcunu, belirtilen yasal sürede ödemediğinden bahisle isteğe bağlı sigortalılığının 4692 sayılı Kanunun anılan hükmü nedeniyle sona erdiğinden de sözedilemez.
Kaldı ki, 4956 sayılı Kanunun 47. maddesiyle 1479 sayılı Kanuna eklenen geçici 23. maddesindeki düzenleme ile de; maddede sayılan kişilere, bu bağlamda 04.10.2000 tarihinden önce 1479 sayılı Kanun kapsamında isteğe bağlı sigortalı olup da prim borcu bulunanlara; bu sürelere ilişkin prim ve her türlü borçlarını bu maddenin yürürlüğe girdiği 02.08.2003 tarihinden itibaren 1 yıl içinde talepte bulunmaları ve talep tarihinden itibaren 6 ay içinde ödemeleri şartıyla isteğe bağlı sigortalılıklarına geçerlik tanınarak bu bağlamda sağlık yardımlarından yararlanma imkanı getirilmiştir. Somut olayda da; dava, bir yıllık yasal süre içinde olmak üzere 25.06.2004 tarihinde açılmış olmakla, davacının; 01.09.1984 ile 26.06.2000 tarihleri arasındaki dönem dahilinde olmak üzere primi ödenmemiş isteğe bağlı sigortalılığının geçerliliğine ilişkin istemi anılan yasal düzenleme çerçevesinde yeniden değerlendirilmek suretiyle sonucuna göre hüküm kurulmalıdır.
Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki esaslar gözönünde tutulmaksızın eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde tarafların, bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine 24.05.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy