(506 S. K. m. 79, 80) (4447 S. K. m. 11)
Dava: Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 15.06.1995-23.08.2002 tarihleri arasında asgari ücretle 506 sayılı Yasaya tabi olarak 2588 gün sigortalı olarak çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Ö. Hatiboğlu tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Davacı, 15.06.1995-23.08.2002 tarihleri arasında davalıya ait kahvehane işyerinde kesintisiz olarak çalıştığının ve eksik bildirilen sürelerin tespitini talep etmiş, mahkemece; davacı tarafından imzalı ücret bordroları bulunması ve mesul müdür olarak kendi sosyal güvenliği aleyhine işlem yapmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağı 506 sayılı kanunun 79. maddesi olup, bu tür davaların kamu düzenine ilişkin bulunmaları, sigortalılığın zorunlu, kişiye bağlı ve devredilemez bir hak olması nedeniyle özel bir duyarlılıkla araştırması yapılarak deliller resen toplanmalıdır.
Mahkemece yapılan araştırma hüküm kurmaya yeterli değildir. Tespite konu çalışmalara ilişkin olarak işveren tarafından sunulan ücret tediye bordrolarından sigortalının imzasını içerenlerin bağlayıcılık değeri, imzanın aidiyeti sigortalı tarafından kabul edilenler ile inkar edilip de aidiyeti ehil bilirkişi incelemesiyle saptananlardan yine sigortalıca hata, hile, ikrah durumu iddia ve ispat edilemeyenlerle sınırlıdır. Davacının her ay kısmen çalıştığını gösteren ve ismi karşısında imza bulunan ücret tediye bordrolarındaki imzaların aidiyetinin davacı tarafından kabul edilmediği gözetilerek imzaların aidiyeti uzman bilirkişi aracılığıyla araştırılmalıdır. Araştırma sonucunda imzaların davacının eli ürünü olmadığının tespiti halinde; dava konusu sürelerin kısmen 4447 Sayılı Kanun ile değişik 506 Sayılı Kanunun 79. maddesine eklenen 2. fıkra hükmünün yürürlük tarihinden sonrasına ilişkin bulunduğu cihetle bu süreler yönünden; anılan maddenin ek fıkrasına göre, "Ay içinde bazı işgünlerinde çalıştırılmadığı, ücret ödenmediği beyan edilen sigortalının otuz günden az çalıştırıldıklarını açıklayan bilgi ve belgelerin işverence prim bildirgelerine eklenmesi şarttır. "Hükmün ve maddenin 3. fıkrasında yer aldığı üzere işverence anılan kurala uyulmaması halinde, Kurumca re'sen prim tahakkuk ettirilerek 80. maddeye göre tahsil edileceğinin öngörülmüş olması karşısında,
Eksik çalışmaya ilişkin bilgi ve belgelerin prim bildirgeleri ile birlikte süresinde verilmesi şartı gözetilerek öncelikle davacı işverenin belirtilen nitelikteki belgeleri düzenleyerek, Kuruma verip vermediği belirlenme gereği vardır.
Belirtelim ki burada sözü geçen belgelerin yasanın öngördüğü sürede düzenlenip Kuruma verildiğinin kanıtlanması yükümü işverene ait olup, işveren bu konuda noter veya resmi mercilerden alınmış yazı veya belgeler gibi doğruluğundan kuşku duyulmayan yazılı delillere dayanabilirse de, adi olarak düzenlenmiş belge ve yazılar ile soyut tanık beyanlarına dayanarak iddiasını ispat etmiş sayılamaz. Kuşkusuz, 4447 Sayılı Yasanın 11. maddesi ile getirilen bu düzenlemenin aynı yasanın 63. maddesi hükmü karşısında 01.01.2000 tarihinden itibaren yürürlüğe girdiğinden, önceki devrelere ait Kurum saptamalarında ise 79/7-8 maddelerinde belirtilen koşullar dikkate alınarak bir değerlendirme yapılmalıdır.
Öte yandan; davacının çalışmasını bilebilecek durumda olan komşu veya aynı işi yapan işyerlerinde kayıtlara geçmiş kişilerin tespiti ile resen tanık sıfatıyla dinlenmeleri ve İzmir 3. İş Mahkemesinin 2000/1048 Esas 2003/155 Karar sayılı dava dosyasının celbi ile tüm delillerin birlikte incelenmesi ile varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik araştırma, inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 05.04.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy