(506 S. K. m. 3) (1479 S. K. m. 24)
Dava: Davacı, davalı Kurum işleminin iptali ile borçlu olmadığının tespitine ve emekli maaşının kesildiği tarih itibariyle geri ödenmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, taraflar Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Ayşe Barutçu tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu. Temyiz konusu hükme ilişkin dava Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hallerden hiçbirine uymadığından, Yargıtay incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davalı Kurumun temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Dava konusu uyuşmazlık aynı dönemde gerçekleşen zorunlu Sosyal Sigortalar Kurumu ve Bağ-Kur sigortalılıklarından hangisine üstünlük tanınacağının belirlenmesinden ibarettir. Sosyal güvenlik sistemine göre sigortalılıkta teklik esası mevcut olduğundan, sigortalının aynı dönemde 2 ayrı sosyal güvenlik kuruluşundan zorunlu sigortalı olması yasal olarak mümkün değildir. Şayet, belli bir dönemde sigortalının iki ayrı zorunlu sigortalılığı mevcut ise, buna uygulama ve doktrinde çakışan sigortalılık denilmekte ve üstün olan sigortalılığa geçerlilik tanınması gerektiği kabul edilerek sorun çözülmektedir. Baskın veya üstün sigortalılık fiili olarak ve sigortalının ekonomik hayatına hangi sigortalı çalışmanın egemen olduğunu belirleyerek ortaya konulmalıdır. Somut olayda, Sosyal Sigortalar Kurumu sigortalılığı Bağ-Kur sigortalılığından çok önce başlamıştır. Davacı resmi Kurum niteliğindeki DSİ. teşkilatında çalıştığına göre bu çalışmanın fiili ve gerçeğe uygun olduğunun kabulü asıldır. Resmi Kurumda davacının mesai saatleri içinde fiilen çalıştığının kabulünde yasal zorunluluk olduğundan aynı dönemde varlığı iddia edilen Bağ-Kur sigortalılığına itibar edilemeyeceği ve bu nedenle davalı Kurumun yersiz işleminin iptali ile 01.01.1991 tarihli tahsisin yasaya uygun olduğunun tespiti ve sonuç olarak, buna dayalı olarak Kurumun ileri sürdüğü istirdat talebinin haksız olduğu ve sonuç olarak davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 23.06.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy