(506 S. K. m. 60, Geç m. 81, 87) (193 S. K. m. 31)
Dava: Davacı, 3. derece sakatlık indirimine ve sadece Sosyal Sigortalar Kurumuna tabi çalışmalarına göre yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Mustafa Taş tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Davacı; dilekçe ve 17.06.2004 tarihli celse beyanı çerçevesinde 3. derece sakatlık indirimine ve sadece SSK'lı çalışmalarına göre yaşlılık aylığı bağlanmasını istemiştir. Mahkeme, 4958 sayılı Yasa ile değişik 60/C-b maddesi kapsamında ve tahsis talep tarihi itibariyle 20 yıllık sigortalılık süresinin gerçekleşmediğini gerekçe göstererek davanın reddine karar vermiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelere toplanan delillere göre; Adana Devlet Hastanesinin 30.10.2003 tarih 4434 sayılı sağlık kurulu raporu ile davacının çalışma gücü kaybı oranının %46 olarak belirlendiği, Maliye Bakanlığınca 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 3239 sayılı Kanunla değişik 31/2. maddesi uyarınca 30.10.2003 tarihinden itibaren 3. derecede sakat hizmet erbabı için tespit edilmiş bulunan sakatlık indiriminden faydalandırılmasına karar verildiği, 12.03.1986 ile 25.01.2000 tarihleri arasında 4688 gün primi ödenmiş zorunlu SSK'lı çalışmasının bulunduğu ve 20.02.2004 tarihli tahsis talebine göre sigortalılık süresinin 17 yıl 11 ay 8 gün olduğu anlaşılmaktadır.
Öte yandan, 4958 sayılı Yasanın 34. maddesi ile değişik 506 sayılı Yasanın 60/C-b maddesinde; yaş şartı aranmaksızın en az 20 yıllık sigortalılık süresi ve 4400 gün malûllük yaşlılık ölüm sigortaları primi ödenmiş olmak koşuluyla 3. derecede sakat olanlara yaşlılık aylığı bağlanabileceği öngörülmüştür, yaş ve hizmet süresine bağlı olarak sigortalılar lehine kademeli düzenlemeler öngörülen gerek, 4447 sayılı Yasanın 17. maddesi ile ekli 506 sayılı Yasanın Geçici 81. maddesinde ve gerekse, anılan maddenin 4759 sayılı Yasa ile değişik sonraki şeklinde 506 sayılı Yasanın 60/C-a ve b maddeleri kapsamında malûl ve sakat olan sigortalılar bakımından hiçbir düzenleme yapılmamıştır. Söz konusu düzenlemenin 4958 sayılı Yasanın 54. maddesi ile ekli 506 sayılı Yasanın Geçici 87. maddesi ile getirildiği görülmektedir. Anılan maddede 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 60. maddesinin (c) bendinin (b) alt bendinde yapılan değişikliğin uygulanmasında; bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte a) 12 yıl ve daha fazla sigortalılık süresi bulunanlar hakkında sakatlık derecesi ne olursa olsun bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce yürürlükte bulunan hükümler uygulanır denmek suretiyle ve salt süre esas alınarak düzenlemeye gidildiği anlaşılmaktadır. Yukardaki madde metnindeki atıf çerçevesinde daha önce yürürlükte bulunan ve 2564 sayılı Yasa ile değişik 506 sayılı Yasanın 60/C-b maddesinde ise, sakatlığı nedeniyle vergi indiriminden yararlanmaya hak kazanmış durumda olan sigortalılara yaşları ne olursa olsun 15 yıldan beri sigortalı bulunmaları ve en az 3600 gün malûllük yaşlılık ölüm sigortaları prim ödemeleri halinde yaşlılık aylığı bağlanacağı belirtilmiştir.
Davaya konu ihtilaf yukardaki düzenlemeler çerçevesinde irdelendiğinde eski mevzuata göre ve tahsis talep tarihi itibariyle 15 yıllık sigortalılık süresi ve 3600 gün prim koşulunun davacı lehine gerçekleştiği hususu tartışmasızdır. Bu durum karşısında ve yukarda açıklanan maddi ve hukuki olgu ve ilkeler gözetilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 03.05.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy