(506 S. K. m. 10, 26, 87)
Dava: Davacı, iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine bağlanan peşin değerli gelirler ile yapılan harcama ve ödemeler nedeniyle uğranılan Kurum zararının rücuan ödetilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteği hüküm altına almıştır.
Hükmün, davacı ve davalılardan Nihat Şahsuvaroğlu Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Özlem Hatiboğlu tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: Dava iş kazasında vefat eden sigortalının hak sahiplerine Kurumca yapılan sosyal sigorta yardımlarının 506 sayılı kanun 10, 26 ve 87. madde uyarınca davalılardan müteselsilen tahsiline ilişkin olup, mahkemece; anılan kanun 26. madde gözetilerek dış tavan hesabı yapılan rapor uyarınca davanın kabulüne karar verilmiştir.
Yapılan araştırma hüküm kurmaya yeterli değildir zira; hükme esas alınan 26.10.2003 tarihli hesap raporu, vefat eden sigortalının ölüm tarihi itibariyle PMF tablosuna göre bakiye ömrünün yanlış belirlenmesi nedeniyle pasif dönem hesabının eksik yapılması ve karar tarihi itibarıyla 31.12.2003 tarihine kadar geçerli olan asgari ücretin belirlenmiş olmasına, bu tarihe kadar bilinen asgari ücrete göre hesap yapılmasının mümkün bulunmasına rağmen; bilinen dönem hesabının da eksik yapılması ve sigortalının hak sahibi karısının evlenme şansının %47 olduğu hususlarının gözetilmemesi nedeniyle yetersiz olup hükme esas alınması bozma nedenidir.
Öte yandan yargılama giderlerinden sayılan ve Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 423, Avukatlık Kanununun 169 ve Avukatlık Ücret Tarifesinin 1. maddelerinde düzenlenen, ancak müstakil bir varlığı olmayan ve ait olduğu davanın konusunu teşkil eden hak ve alacağa sıkı sıkıya bağlı bulunan avukatlık ücretinin, haksız çıkan tarafa yükletilmesi gerekir. Zira haksız davranışta bulunan bir kimsenin bu haksız davranışının bütün sonuçlarından sorumlu tutulması hukukun genel kurallarındandır. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun yargılama giderlerinin haksız çıkan tarafa yükletilmesine ilişkin 417. maddesi bu ilkeye dayanmaktadır. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 388 ve 389. maddeleri uyarınca hükmün, taraflara yönelik olarak kurulması gerekirken Avukatlık Kanununun; avukatla iş sahibi arasındaki iç ilişkiyi düzenleyen 164/son maddesine yanlış anlam verilerek, taraflar lehine hükmolunması gereken avukatlık ücretinin yazılı şekilde davacı vekiline verilmesine karar verilmesi de isabetsizdir.
Açıklanan maddi ve hukuki unsurlar gözetilmeksizin eksik araştırma, inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 22.03.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy