(1479 S. K. m. 63)
Dava: Davacı, trafik kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine bağlanan peşin değerli gelirler ile yapılan harcama ve ödemeler nedeniyle uğranılan "Kurum Zararının Rücuan Ödetilmesini" istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteği hüküm altına almıştır. Hükmün, davalılardan İ. A. Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Hatice Kamışlık tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Dava 11.09.1997 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucu vefat eden sigortalının hak sahiplerine davacı Kurumca ölüm sigortası kolundan bağlanan aylığın ilk peşin değerinin 1479 Sayılı Kanunun 63. maddesi hükmüne göre davalılardan rücuan tahsili istemine ilişkin olup; Mahkemece, davalı sürücü S. U.'nun olaydaki kusuru, diğer davalı İnci Atasağün'ün ise, aracın kaza tarihindeki maliki sıfatıyla kurumun rücu alacağından sorumluluklarına karar verilmiştir.
Bu yönde; 1479 Sayılı Kanunun 63. maddesi hükmü kapsamında rücu edilecek kişilerin sorumlulukları; öncelikle 3. kişinin suç sayılan hareketi ile Yasada belirtilen sosyal sigorta yardımlarının yapılmasını gerektiren bir halin doğması ve sigortalı ya da hak sahiplerine bu yardımların yapılması koşuluna bağlanmıştır.
Davada somutlaşan olayda; davalılardan sürücü S. U.'nun 8/8 oranındaki kusuru ile neden olduğu trafik kazasında Bağ-Kur sigortalısı vefat etmiş ve sigortalının hak sahiplerine Bağ-Kur'ca ölüm sigortasından aylık bağlanmıştır.
Ne var ki, davalı İ. A.'nın rücu alacağından sorumluluğuna dayanak kılınan 1479 Sayılı Kanunun 63. maddesinin 3396 Sayılı Kanunla değiştirilen 2.fıkrasında yer alan "... araç maliklerine ..." ibaresi; Anayasa Mahkemesinin 27.03.2000 tarih ve 2001/343 Esas. 2002/41 Karar sayılı kararı ile iptal edilmiş ve iptal kararı 13.11.2002 gün ve 24935 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Bu durumda; araç malikinin 1479 Sayılı Kanunun 63. maddesi kapsamında Kurumun rücu alacağından sorumluluğu ancak anılan Yasanın öngördüğü "diğer sorumlular" kavramı kapsamında 2918 Sayılı Kanunun 3. maddesi hükmünde öngörülen tanım çevresinde işleten sıfatım haiz bulunması; bir başka anlatımla trafik sicilinde adına kayıtlı bulunan araç üzerindeki fiili hakimiyet ile aracı tehlikesi kendisine ait olmak üzere kendi nam ve hesabına işletiyor olması halinde mümkündür.
Ayrıca davalı İ. A. kazaya karışan aracın maliki olmadığını ileri sürmektedir. Kaza tespit tutanağında, kazaya karışan Hyundai marka aracın plakasının 34 MCU 76 ve 34 MCY 76 olarak yazıldığı, evraklarının tespit edilemediği belirtilmiştir. Trafik kaydına göre ise, 34 MCU 76 plakalı Lada marka araç davalı adına kayıtlı olup. 34 MCY 76 plakalı araç ise, dava dışı bir başka şahıs adına kayıtlıdır. Hal böyle olunca, kazaya karışan araç tespit olunup, kaza tarihindeki maliki usulüne göre araştırılmadan davalının sorumluluğuna karar verilmiş olması isabetsizdir.
Mahkemece; davalı İ. A.'nın rücu alacağından sorumluluğu konusunda; açıklanan maddi ve hukuki esaslar çevresinde araştırma ve inceleme yapılmaksızın yanılgılı değerlendirme ile yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalı İ. A. 'nın bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine. 21.03.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy