(4692 S. K. Geç. m. 1) (4956 S. K. m. 56) (1479 S. K. Geç. m. 19)
Dava: Davacı, 3.071.058.000 lira borcu olmadığının tespiti ile mevcut borcunun 18 eşit taksitle ödenmesine, sigortalılığını sona erdiren Kurum işleminin iptali ve 4956 sayılı Kanundan yararlanma hakkının saklı tutulmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Tolga Özmen tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Dosya içeriğinden, 1479 sayılı Kanuna tabi isteğe bağlı sigortalılığı 18.11.1988 tarihinde başlatılan davacının, birikmiş prim borcunu 4692 sayılı Kanunun geçici 1. maddesine göre ödeme istem ve taahhüdünü içeren 30.08.2001 tarihli başvurusu üzerine Kurumca 5 taksitli ödeme planı yapıldığı, 4692 sayılı Kanuna dayanılarak çıkartılan 26.07.2001 tarihli, 1/18 sayılı Kurum genelgesinde tecil kapsamına alınacak borç asıllarına gecikme zammı eklenerek toplam tutar üzerinden yıllık %3 oranı esas alınarak faizin hesaplanacağının ve toplam borcun 18 ay eşit takside bölüneceğinin belirtildiği, 31.08.2001 tarihinde ilk davayı açan davacının gerçek borç tutarının hesaplanarak 18 takside bölünmesi gerektiğinin tespitine karar verilmesini istediği, yargılama sürerken bu kez 14.08.2003 tarihinde ikinci davayı açarak, sigortalılığını sona erdiren Kurum işleminin iptaline ve 4956 sayılı Kanundan yararlanma hakkının saklı tutulması gerektiğinin tespitine karar verilmesini istediği, Mahkemece her iki davanın birleştirilerek istemlerin ve davanın reddedildiği anlaşılmaktadır.
03.07.2001 tarihinde yürürlüğe giren 4692 sayılı Kanunun geçici 1. maddesinin ikinci fıkrasında, 1479 sayılı Kanuna göre 04.10.2000 tarihinden önce isteğe bağlı sigortalı olanların bu sigortalılıklarının, 30.06.2001 tarihine kadar birikmiş tüm prim borçlarını, bu tarihten itibaren altı aylık süreye ilişkin prim borçlarıyla birlikte 31.12.2001 tarihine kadar ödemeleri şartıyla devam ettirileceği, son fıkrasında, 1479 sayılı Kanuna göre 04.10.2000 tarihinden önce Kuruma kayıt ve tescil edildiği halde, kayıt ve tescil tarihinden itibaren beş yıl ve daha fazla süreye ilişkin prim borcu bulunanlar ile beş yıl ve daha fazla süreyle prim ödemeyenlerin bu sürelere ilişkin prim borçlarının sigortalının bulunduğu gelir basamağının 31.07.2001 tarihinde geçerli olan prim tutarları üzerinden hesap ve tahsil edileceği belirtilmiş olup, davacının anılan Kanundan yararlanmak amacıyla süresinde Kuruma başvurduğu, ancak hesaplanan borç tutarına ve taksit sayısına itiraz kapsamında ilk davayı açtığı tartışmasızdır. Yargılama devam ederken bu kez yukarıda belirtilen son fıkra 08.08.2001 tarihinden geçerli olmak üzere 02.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4956 sayılı Kanunun 56/b maddesiyle yürürlükten kaldırılmış, ayrıca anılan Kanunun 02.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 47. maddesiyle de 1479 sayılı Kanuna geçici 19. madde eklenmiştir. Bu maddenin ilk fıkrası Bu Kanuna ..... göre tescil edilmiş olup 30.06.2003 tarihi itibarıyla prim ve gecikme zammı borcu bulunan sigortalıların borçları, bu Kanunun yayımlandığı tarihten itibaren 30 gün içinde Kuruma başvurmaları halinde yönetim kurulunca yeniden yapılandırılır hükmünü taşımaktadır.
Bu açıklamalar ışığı altında somut olay incelendiğinde, özellikle davacının birleştirilen ikinci davayı, geçici 19. maddede belirtilen Kuruma son başvuru tarihi olan 02.09.2003 tarihinden önce açtığı da dikkate alınarak dava konusu istemin 4956 sayılı Kanunla getirilen yeniden yapılandırma kapsamında irdelenmesi gereği açık olup; davacının kişisel sicil dosyası getirtilerek iddia çerçevesinde Kurumca sigortalılık iptali işlemi tesis edilip edilmediği ve edilmiş ise dayanağı belirlenmeli, davacının prim ve ferilerinden oluşan toplam borç tutarı bilirkişi aracılığıyla hesaplanmalı, sonrasında taksit sayısı saptanarak elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir.
Yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, Mahkemece eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde istemin reddi yönünde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 07.07.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy