(506 S. K. m. 85) (4958 S. K. geç. m. 1)
Davacı, isteğe bağlı sigortalılığın geçerli olduğunun ve 11.09.2003 tarihli yapılandırma talebinin kabulü gerektiğinin tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği biçimde isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, taraflar avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davalı Kurum vekilinin temyiz itirazlarının reddine.
2-Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
Dava hukuki nitelikçe, davacının 01.01.1990 tarihinden başlayarak Sosyal Sigortalar Kurumuna tabi isteğe bağlı sigortalı olduğunun ve buna bağlı olarak primi ödenmemiş isteğe bağlı sigortalılık süresi yönünden 11.09.2003 tarihinde Kuruma yaptığı yeniden yapılandırma başvurusunun kabulü gereğinin tespiti istemine ilişkindir.
Davanın yasal dayanaklarından olan 506 sayılı Kanunun 85. maddesi hükmü kapsamında; isteğe bağlı sigortadan yararlanmak için Sosyal Sigortalar Kurumuna yazılı talepte bulunulması koşulunun; geçerlilik değil ispat şartı olduğu gözetildiğinde, sigortalının isteğe bağlı sigortalı olmak yönünde Kuruma yazılı başvurusu bulunmasa dahi isteğe bağlı sigortalılık iradesini ortaya koyacak biçimde prim ödemesinin varlığı halinde, iş bu prim ödemenin isteğe bağlı sigortalı olma talebi yerine geçtiğinin kabulüyle takip eden aybaşından başlayarak ödenen primlere karşılık gelen süre kadar isteğe bağlı Sosyal Sigortalar Kurumu sigortalılığının geçerliliği kabul edilmelidir.
Somut olayda da; davacının isteğe bağlı sigortalı olma konusunda Sosyal Sigortalar Kurumuna yazılı başvurusu yoksa da,02.04.1990 tarihinden başlayarak 28.12.1995 tarihine kadar isteğe bağlı sigortalılık iradesini ortaya koyacak şekilde Kuruma prim ödemesinin varlığı karşısında, davacının; 01.05.1990-30.11.1995 döneminde isteğe bağlı Sosyal Sigortalar Kurumu sigortalılığının geçerli olduğunun kabulüne ilişkin mahkeme kararı yerinde ise de, davacının 28.12.1995 tarihi itibariyle ödemiş bulunduğu prim fazlasının da; gerekirse bilirkişiden de mütalaa alınmak suretiyle bu tarih başlangıç kılınarak ay be ay hesaplanacak prim aslı ve gecikme zammı miktarına göre karşılığı sürede aynı şekilde isteğe bağlı sigortalılık süresi olarak değerlendirilmelidir.
Diğer taraftan, 506 sayılı Kanunun 85. maddesinde 4842 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle; 01.05. 2003 tarihinden sonraki döneme ilişkin olarak isteğe bağlı sigorta priminin art arda üç ay ödenmemesi isteğe bağlı sigortalılığı sona erdiren bir neden olarak belirtilmişse de, anılan maddenin 4842 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki hükmünde; isteğe bağlı sigorta primlerinin ödenmemesi isteğe bağlı sigortalılığı sona erdiren nedenlerden biri olarak öngörülmemiştir. Bu yönde;01.05.2003 tarihinden önce sigortalı olup da bu tarihten sonra ki süreye ilişkin olarak art arda üç ay prim ödemeyenlerin sigortalılıkları da primi ödenmiş son ayın bitimi itibariyle sona erecektir.
Somut olayda; davacı sigortalının davaya konu primi ödenmemiş isteğe bağlı sigortalılık süresi 01.05.2003 tarihinden önceye ilişkin olup, bu döneme ait primlerin ödenmediğinden bahisle davacının isteğe bağlı sigortalılığının, 506 sayılı Kanunun 85/D-c hükmüne göre sona erdiğinden söz edilmesi mümkün değildir.
Öte yandan; 4842 sayılı Kanunun 01.05.2003 tarihi itibariyle yürürlüğe giren 34 maddesiyle 506 sayılı Kanuna eklenen geçici 85 maddenin c bendi bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce isteğe bağlı sigortalı olup da Kuruma prim borcu bulunanların, bu borçlarını 01.05.2003 tarihinden itibaren altı ay içinde gecikme zammı ile birlikte ödemeleri halinde sigortalılıklarının devam edeceği, ancak; bu süre içinde borcun ödenmeyen kısmına ait sürelerin sigortalılıktan sayılmayarak sigortalılığın sona ereceği hükmünü içermekte ise de; 4958 sayılı Sosyal Sigortalar Kurumu Kanununun geçici 1. maddesinin (K) bendi hükmünde; 30.06.2003 tarihi itibariyle kuruma isteğe bağlı sigortalılık prim ve gecikme zammı borcu bulunmakla birlikte anılan Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen 30 gün içinde Kuruma yazılı müracaat ederek borçlarını yeniden yapılandırma talebinde bulunan ve anılan maddede öngörülen yükümlülükleri yerine getiren sigortalılar hakkında, 506 sayılı Kanunun geçici 85. maddesinin (c) bendi hükmünün uygulanmayarak bu döneme ilişkin isteğe bağlı sigortalılık sürelerine geçerlik tanınmıştır.
Bu yönde, aynı bendin 5. fıkrasında; yeniden yapılandırma konusundaki başvuru süresini 30 güne kadar uzatma konusunda verilen yetkiye dayalı olarak da, SSK. Yönetim Kurulunca bu süre; 03.10.2003 tarihine kadar uzatılmıştır. (10.02.2004 T. 12-130 sayılı ek genelge)
Dava konusu olayda da, davacı sigortalı; 01.05.2003 tarihinden önceki 01.05.1990 tarihinden başlayarak kesintisiz şekilde devam eden isteğe bağlı sigortalılık süresine ait prim ve gecikme zammı borcunu geçici 85 maddenin (c) bendine göre, 01.05.2003 tarihinden itibaren 6 ay içinde Kuruma ödememişse de; yeniden yapılandırmadan yararlanarak prim ve gecikme zammı borçlarını ödemek üzere yasal süresi içinde (=11.09.2003 tarihinde) Kuruma başvuruda bulunmuştur. Hal böyle olunca da; davacının, usulünce yapılmış iş bu yeniden yapılandırma başvurusunun davalı Kurumca kabulü gerekir.
Yine; 4958 sayılı Kanunun anılan geçici 1 maddesinin (K) bendinin, taksitlendirme sözleşmesi yapılan Kurum borçlularının, tahakkuk edecek cari ay borçlarını veya taksitlendirilmiş borçlarıyla ilgili ödeme yükümlülüklerini; bir takvim yılı içinde art arda üç defa yerine getirmemeleri halinde, yeniden yapılandırma hakkını kaybedeceklerine ilişkin hükmünün de; henüz yeniden yapılandırma çerçevesinde taksitlendirme sözleşmesi yapılarak ödeme yükümlülüğü konusu belirlenmemiş bulunan, bu bağlamda Kurumca kendisine herhangi bir bildirim yapılmamış olan giderek 2003 yılının Temmuz ayı dışında prim ödemesi bulunmayan davacı yönünden; uygulanabilirliğinden söz edilmesi de mümkün değildir.
Mahkemece açıklanan maddi ve hukuki esaslar gözetilmeksizin eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 02.05.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy