(1479 S. K. m. 24)
Dava: Davacı, 17.11.1999 tarihinden bu yana olan zorunlu Bağ-Kur sigortalılığının iptali ile prim borcu bulunmadığının tespitine ve davalı işverene ait işyerinde 17.11.1999 - 07.06.2001 tarihleri arasındaki Bağ-Kur sigorta kapsamında sayılan çalışma süresinin Sosyal Sigortalar Kurumuna bağlı sigortalı hizmetlerden sayılması gerektiğine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi E. Pakin Akın tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu. Temyiz konusu hükme ilişkin dava Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hallerden hiçbirine uymadığından, Yargıtay incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi:
Karar: Dava hukuki nitelikçe, 17.06.1998-16.11.1999 döneminde E. Petrol Ürünleri AŞ.'ne ait dinlenme tesisi işyerinde hizmet akdine dayalı olarak çalışan davacının, adı geçen şirketin E. Restoran Bar-Büfe İşl. San. Tic. AŞ.'ne dönüşmesinden ve yeni kurulan bu şirkette 1/200 payla kurucu ortak olmasından sonrada hizmet akdine dayalı bu çalışmasına devam ettiği ve baskın çalışmasının da Sosyal Sigortalar Kurumunda geçtiğinden bahisle 17.11.1999 ile 07.06.2001 tarihleri arasında Bağ-Kur sigortalısı olmadığının, buna bağlı olarak davalı Bağ-Kur'a prim ve ferilerine ilişkin olarak borcu bulunmadığının ve aynı dönemde Sosyal Sigortalar Kurumuna tabi zorunlu sigortalı sayılması gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir.
Somut olayda; 13.03.1998 tarihinde kurulan E. Petrol Ürünleri AŞ.'nin sonradan 17.11.1999 tarihi itibariyle E. Restoran Bar-Büfe İşl. San. Tic. AŞ.'ne dönüştüğü, yeni kurulan şirketin ana sözleşmesine göre, davacı da dahil olmak üzere aynı işyerinde çalışan 40 kişinin 1/200 gibi sembolik bir payla bu şirkette kurucu ortak oldukları, AŞ.'teki 50/200'şer payın şirketi münferiden temsil ve ilzama yetkili E. soyadlı diğer 3 ortağa ait olduğu, davacının; işyerinde 16.11.1999 tarihi öncesinde başlayan çalışmasına 16.11.1999 tarihinden sonra da devam ettiği, nihayet işbu 1/200 payını 30.06.2001 tarihinde, kurucu ortaklardan A. Erdil'e devir ve temlik ettiği dosya içeriğindeki bilgi ve belgelerden özellikle İş Müfettişince düzenlenen 07.05.2002 günlü rapor içeriğinden anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanaklarından olan 1479 sayılı Kanunun 24/I-g maddesi hükmüne göre, Anonim Şirketlerin kurucu ortakları ile Yönetim Kurulu üyesi olan ortakları zorunlu Bağ-Kur sigortalısı sayılırlar. Diğer taraftan Anonim Şirket ortağının; şirkette yürüttüğü işler dolayısıyla Sosyal Sigortalar Kurumu sigortalısı sayılabilmesi için; şirketin hangi işinde ne kadar süre ve ne şekilde çalıştığının, özellikle hizmet akdinin koşullarından olan bağımlılık unsurunun gerçekleşip gerçekleşmediğinin, şirket ortağının; kimin buyruğunda ve kimden talimat alarak çalıştığının titizlikle araştırılıp irdelenmesi ve açıklığa kavuşturulması gerekir.
Mahkemece bu yönde yapılacak araştırma ve inceleme sonucunda; davacının AŞ. Kurucu ortağı olduğu dönemde, aynı işyerinde hizmet akdiyle çalıştığının bir başka anlatımla çatışan sigortalılığın varlığının saptanması durumunda ise sosyal güvenlik sistemimizde çifte sigortalılığın söz konusu olmaması nedeniyle, aynı döneme rastlayan gerçek ve fiili çalışmalardan hangisinin kişinin hayatında ekonomik olarak baskın çalışma niteliği taşıdığı hususunda, ortak olunan şirkete ait vergi ve maliye kayıtları getirtilmek, belirtilen dönemde beyan edilen gelirler saptanmak suretiyle bu çevrede davacı; emek ve mesaisini ağırlıklı olarak hangi sigortalı çalışmaya tahsis ediyorsa, ekonomik yönden geçimini hangi çalışmadan sağlıyorsa o çalışmaya üstünlük tanınmalıdır.
Bu yönde; 1479 sayılı Kanunun 24/II-c maddesi hükmü kapsamında; kanunla veya kanunun verdiği yetkiye dayanarak kurulan diğer sosyal güvenlik kuruluşlarına prim ve kesenek ödeyenlerin zorunlu Bağ-Kur sigortalısı sayılmayacakları hususu da gözetilmelidir.
Mahkemece açıklanan bu maddi ve hukuki esaslar gözetilmeksizin eksik araştırma, inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 21.04.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy