(3201 S. K. m. 3, 6)
Dava: Davacı, davalı Kurum işleminin iptali ile borçlanmasının geçerli olduğunun, işsizlik yardımının fiili çalışmanın bittiği tarihi takip eden aybaşından itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir. Hükmün, davalı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Ebru Pakin Akın tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Dava, davacının 3201 sayılı yurtdışı hizmet borçlanmasını iptal eden Kurum işleminin iptali ile borçlanmanın geçerli olduğunun ve işsizlik yardımı ile fiili çalışmasının sona erdiği tarihten itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti istemine dair olup, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davacının yurtdışında hizmetlerini 3201 sayılı Kanun gereğince 4.7.1995 tarihinde yurda kesin dönüş yaptığını beyan ederek borçlandığı, bu borçlanması dikkate alınarak kendisine 1.1.1997 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlandığı, ancak bu aylığının Kurum tarafından,ıı. 1 2. 1 995 tarihine dek fiili çalışması ve işsizlik yardımı alması sebebiyle başlangıçtan itibaren iptal edildiği anlaşılmaktadır.
Davalı Kurumun, davacının aylığını iptal etmesinden sonra fuzulen ödenen aylıkların tahsili için açılan davanın kabul edildiği ve kesinleştiği ( Amasya 1. Asliye Mahkemesi, 1999/225-2000/180, Y10.HD, 2001/1518-1788 ), daha sonra davacı tarafından borçlanma bedelinin Türk parası karşılığının tahsili amacıyla açtığı davanın da kısmen kabul edilerek kesinleştiği ( Amasya 1. Asliye Mahkemesi, 2001/482-2002/113, Y21.HD, 2002/6460-7605 ), böylelikle davacının yurtdışı hizmetlerini borçlanmasının geçersizliği konusunda kesin hükmün varlığı açıktır.
Hukuk Genel Kurulu'nun 31.3.2004 tarihli, 156-194 sayılı kararında da belirtildiği üzere, Anayasa Mahkemesi'nin 3201 sayılı Kanunun 3. ve 6. maddelerinde yer alan borçlanma için kesin dönüş şartının iptaline dair 12.12.2002 gün ve 36-198 sayılı kararı, 25.3.2003 gün ve 25089 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmesinden itibaren, geleceğe dönük etki doğurur ve ancak derdest davalar yönünden geçerlidir. Anılan iptal kararından sonra kesin dönüş koşuluna borçlanma için geçerlilik koşulu olarak yer vermeyen, 6.8.2003 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 4958 sayılı Kanunun 56. maddesi ile 3201 sayılı Kanunun 3. maddesinde getirilen düzenlemenin bir ihya hükmü taşımaması karşısında da kesin hüküm engeli varlığını korumaktadır. Kesin hüküm sebebiyle geçersiz borçlanmaya dayalı olarak 3201 sayılı Kanuna göre yaşlılık aylığına hak kazanılamaz. Ne var ki, 3201 sayılı Yasanın 4958 sayılı Kanun ile yeniden düzenlenen 3. maddesi karşısında, yeniden borçlanma hakkı mevcuttur.
Açıklanan bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmaksızın yazılı düşüncelerle davanın kabulüne karar verilmiş bulunması usule ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 12.5.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy