(506 S. K. m. 4, 79)
Dava: Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 10.09.1993-15.05.1995 tarihleri arasında geçen sigortalı çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Ebru Pakin Akın tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: 1- Dava, davacının Tulu Toros, Harfsan Metal İşleri Sanayi'de gece bekçisi ve işçi olarak 10.9.1993-15.5.1995 tarihleri arasında çalıştığının tespiti istemine dair olup, mahkemece hak düşürücü sürenin geçmesi sebebiyle davanın reddine karar verilmiştir.
506 sayılı Yasanın 4. maddesi ile işveren; ... sigortalıları çalıştıran ... kişiler... olarak tanımlanmış olup, hizmet tespitine yönelik davalarda, çalışma ilişkisinin nitelik ve süresinin belirlenmesinde, bu yöndeki işyeri bilgi ve belgelerine ulaşılmada, kısacası, davanın sübutu ve verilen kararın infazı açısından, kim olduğunun bilinmesinde yasal zorunluluk vardır.
Davalı vekilinin, işverenin Tulu Toros olduğu yolundaki iddiası, Kurum kayıtlarında 1.11.1982'de 506 sayılı Yasa kapsamına alınan Oral Toros ünvanlı işyerinin 9.8.1989'da Tulu Toros'a devredildiğinin bildirilmesi ve 1994 tarihli iş müfettişi raporunda işverenin Tulu Toros olarak geçmesi karşısında, tespite konu dönemde gerçek işveren saptanarak bu kişiye usulüne uygun husumet yöneltilmesi ile davaya katılımı sağlanmalıdır.
2- Davanın yasal dayanağı 506 Sayılı Kanunun 79/10. maddesidir. 506 Sayılı Kanunun 79. maddesinde yer alan hak düşürücü süre, yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerli olup, Kemalpaşa Asliye Hukuk Mahkemesinin 1995/195-461 sayılı, davacı tarafından Tulu Toros aleyhine açılan işçilik alacaklarına dair dava dosyası içinde yer alan 28.11.1994 tarihli iş müfettişi raporunda, davacının 1.9.1993-17.6.1994 tarihleri arasında işyerinde çalıştığı tespit edilmiştir. Bu sebeple anılan dönem bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden bahsedilemez. Bu yönde davacının özellikle 17.6.1994 tarihi sonrasında, davalı işyerinde çalışmasının devam edip etmediği gereğince araştırılmalıdır.
Hizmet tespiti davalarında izlenecek yol, öncelikle iddia edilen dönemde böyle bir işyerinin faal olup olmadığının araştırılması, işveren nezdindeki çalışmayla ilgili belgelerin getirtilmesi, sigortalının imzasını içerenler yönünden imzasının kendisine aidiyeti sigortalı tarafından kabul edilenler ile inkar edilip de aidiyeti ehil bilirkişi incelenmesiyle saptananlardan yine sigortalıca hata-hile-ikrah durumu ispat edilemeyenler bakımından, işbu yazılı belgelerin aksi aynı değerdeki yazılı delillerle kanıtlanmalı, kayıtlarda gözükmeyen çalışmaların neden kayıtlara geçmediği yöntemince araştırılmalı, yazılı belge ibraz olunmayan çalışma süreleri yönünden bordro tanıkları ile aynı yörede komşu ve benzeri işleri yapan işverenler ve bunların çalıştırdıkları kişilerin bilgilerine başvurulmalı, tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde işyerinin kapasitesi ve niteliği nazara alınmalıdır.
Mahkemece açıklanan maddi ve hukuki esaslar çerçevesinde gerekli araştırma ve inceleme yapılmaksızın, yanılgılı değerlendirme ile yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 16.06.2005 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy