(3201 S. K. m. 1)
Dava: Davacı, eşi N. Kızıltepe'den dolayı kendisine 2147 sayılı Kanuna göre tahsis talebini takip eden 01.06.1993 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Aydın Eser tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Davacı, murisinin Türkiye'de geçen 457 günlük sigortalılığı bulunduğu, yurt dışında geçen hizmetlerini 2147 sayılı Yasaya göre 6330 gün ve 3201 sayılı Yasaya göre de 3548 günü borçlandığı ve borçlanılan sürelerde katılarak 10335 gün üzerinden 28.05.1995 tarihli talebi üzerine 01.06.1993 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanmıştır. Davalı Kurum, sigortalının 01.03.1993-30.09.2000 tarihleri arasında yurt dışından işsizlik yardımı aldığını tespit ederek 3201 sayılı Yasaya göre yapılan borçlanmayı ve tahsis işlemini iptal etmiş, ödenen aylıkları borç çıkarmış, sigortalının 03.07.2000 tarihli talebi nedeniyle Türkiye'de geçen hizmetler ve 2147 sayılı Yasaya göre yapılan borçlanma nedeniyle 01.08.2000 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlamıştır.
2147 sayılı Yasaya göre borçlanılması için yurda kesin dönüş şartı yoktur. 3201 sayılı Yasada bulunan yurda kesin dönüş şartı da Anayasa Mahkemesince iptal edilmiştir. Bu durumda, 3201 sayılı Yasaya göre yapılan borçlanma yurda dönüş yapılmasa dahi geçerli olup, sigortalının yurt dışı ilişkisinin devam ettiği anlaşılan 30.09.2000 tarihine kadar askıdadır. O halde yurt dışı ilişkinin sona erdiği tarihi takip eden aybaşı olan 01.10.2000 tarihinden itibaren 3201 sayılı Yasaya göre yapılan borçlanma da hesaba katılarak yaşlılık aylığı bağlanması gerekir.
Somut olayda Türkiye'de ki yurt içi çalışması ve 01.06.1993-30.09.2000 tarihleri arasında 2147 sayılı Yasaya göre yapılan borçlanmasına göre, yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tespiti ile, 01.10.2000 tarihinden ölümün gerçekleştiği 19.10.2002 tarihine kadar da 3201 sayılı Yasaya göre yaptığı borçlanması gözetilerek yaşlılık aylığı almasına, ölüm tarihinden sonra davacının, murisin bu yaşlılık aylığından dönüşen ölüm aylığına hak kazandığının tespitine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki, bu hususların düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 438. maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır.
Sonuç: Hüküm fıkrasının 1. bendi silinerek yerine, Türkiye'de ki yurt içi çalışması ve 01.06.1993-30.09.2000 tarihleri arasında 2147 sayılı Yasaya göre yapılan borçlanmasına göre murisin yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tespitine, 01.10.2000 tarihinden öldüğü 19.10.2002 tarihine kadar murisin 3201 sayılı Yasaya göre yaptığı borçlanmasına göre yaşlılık aylığı almasına, ölüm tarihinden sonra davacının, murisin bu aylığından dönüşen ölüm aylığına hak kazandığının tespitine sözcüklerinin yazılmasına ve hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, 22.03.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy