(506 S. K. m. 92)
Dava: Davacı, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 6.785.538.508 liranın yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Ayşe B. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Davacı, 10.09.1971 tarihinde Ali ve Sabri Ç.'e ait marangozhanede geçirdiği iş kazası sonucu % 37 oranında sürekli işgöremez duruma girdiği için, 01.10.1973 tarihinden itibaren Sosyal Sigortalar Kurumundan sürekli işgöremezlik geliri almaya başlamıştır. Yaşlılık aylığı koşullarının oluşması üzerine, 16.01.1995 tarihinde yaptığı başvuruya istinaden davacıya 01.02.1995 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanmıştır. Davacı sürekli işgöremezlik gelirini ve yaşlılık aylığının tamamını 22.01.2004 tarihine kadar almaya devam etmiştir. Sosyal Sigortalar Kurumu 506 sayılı Kanunun 92. maddesi uyarınca davacı hakkında işlem yapmış, 23.02.1995-22.01.2004 tarihleri arasında aldığı sürekli işgöremezlik gelirlerinin tamamı 6.201.343.739 lirasını ve bu miktara 26.06.2004 tarihine kadar hesap edilen 6.785.538.508 lirası yasal faizi sigortalı Fevzi K.'dan, 07.05.2004 tarihli yazı ile istemiştir.
Davacı, istenilen miktarı ödemiş ve kendisinden faiz istenemeyeceği düşüncesiyle bu davayı açmış, 6.785.538.508 lirası faizin ödeme tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte Sosyal Sigortalar Kurumundan alınmasını talep etmiştir.
Mahkeme, 6.777.787.828 lirası faiz tutarının dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte Sosyal Sigortalar Kurumundan alınarak davacıya verilmesine karar vermiştir.
Davacının Sosyal Sigortalar Kurumu aleyhine açtığı bu davanın asıl ve yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 92/2'nci maddesidir. 92'nci maddenin 2'nci fıkrasına göre; malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile iş kazalarıyla meslek hastalıkları sigortasından hak kazanılan aylık ve gelirler birleşirse, sigortalıya veya hak sahibine bu aylık ve gelirlerden yüksek olanın tümü, eksik olanın da yarısı bağlanır. Bu aylık ve gelirler eşitse, iş kazalarıyla meslek hastalıkları sigortasından bağlanan gelirin tümü, malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarından bağlanan aylığında yarısı verilir... kuralına rağmen, davacı 01.02.1995-22.01.2004 tarihleri arasında gelirin ve yaşlılık aylığının tamamını almıştır. Kurum, davacının yaşlılık aylığı, sürekli iş göremezlik gelirinden fazla olduğu için esasında 01.02.1995-22.01.2004 tarihleri arasında ödenen sürekli işgöremezlik gelirlerinin yarısını davacıdan istemesi gerekirken, tamamını istemiş ve davacı bu miktarı ve faizini Kuruma ödemiştir. Kurumun 01.02.1995-22.01.2004 tarihleri arasında davacıya ödediği sürekli işgöremezlik gelirinin 92/2 madde gereğince yarısını, yani, 3.100.671.869 lirasını ve bu miktar için hesap edilen 3.392.769.254 lirası faizi davacıdan isteyebilme hakkı bulunduğu halde; davacıya bağlanan gelirler toplamı 6.201.343.739 lirasını ve bu miktar üzerinden hesap ettiği 6.785.538.508 lirası faizi davacıdan almıştır.
Bilindiği gibi faiz, alacaklının borçludan alacağı paradan mahrum kalması nedeniyle, borçlanılmış paranın miktarına ve borcun müddetine göre tayin edilen ferî bir edadır. Faiz, esas alacak mevcut oldukça doğar ve çoğalır. Alacak sûkut ederse, faiz işlemesi sona erer. Şayet, iade edilecek bir alacak mevcut olmazsa, alacaklı lehine faiz alacağı doğmaz. Kurumun 01.02.1995-22.01.2004 tarihleri arasında davacıya ödediği sürekli işgöremezlik geliri tutarı 6.201.343.739 lirasından 92/2. madde gereğince 3.100.671.869 lirasını ve bu miktar üzerinden hesap edilen 3.392.769.254 lirası faizi davacıdan talebe hakkı olduğu halde, sürekli işgöremezlik gelirinin tamamı 6.201.343.739 lirasını ve yasal faizi 6.785.538.508 lirasını yasaya aykırı olarak almıştır. Bu nedenle, taleple bağlı kalınarak davacının 3.100.671.869 lirası faizi Kurumdan isteme hakkı bulunduğu halde, mahkemenin yazılı düşüncelerle davacının talebini aynen kabul etmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 30.06.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy