(506 S. K. m. 109)
Dava: Davacı, iş kazası sonucu sürekli iş göremezlik durumuna giren sigortalıya bağlanan peşin değerli gelirler ile yapılan harcama ve ödemeler nedeniyle uğranılan Kurum zararının rücuan ödetilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilâmında belirtildiği şekilde isteği hüküm altına almıştır.
Hükmün, davalı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Sigortalının sürekli iş göremezlik derecesinin Kurumca %20,2 olarak belirlenmesine karşın, Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı'nca 13.12.2001 tarihinde düzenlenen raporda meslekte kazanma gücünde azalma oranının %15,2 olarak hesaplandığının belirtilmesi ve dolayısıyla anılan oranlar arasında çelişkinin varlığı karşısında, 506 sayılı Kanunun 109 uncu maddesi kapsamında 28.06.1976 tarihli ve 6-4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu Kararı göz önünde bulundurularak bu çelişkinin tıp fakültelerinin konuda uzman kürsü başkanlıkları tarafından Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü çerçevesinde düzenlenecek raporla giderilmemesi ve Kurumun belirlediği orana itibar edilmesi isabetsizdir.
Öte yandan sigortalının kaza tarihi itibarıyla 4.000.000 lira tutarındaki gerçek fiili ücreti yerine 5.000.000 lira olan sigorta primine esas kazanç tutarını esas alarak Kurumun rücu alacağının dış tavanını oluşturan gerçek zarar miktarını fazla belirleyen bilirkişi raporunun hükme dayanak kılınması da usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Bu yönde, kazalının gerçek kazancının asgari ücrete göre fazlalık oranının 1,01 olması dikkate alınarak bu fazlalık sonradan yürürlüğe giren asgari ücretlere anılan oranda yansıtılmalı ve 09.12.2004 tarihli hesap raporundaki unsurlar ile dönem başlangıç ve bitiş tarihleri aynen kabul edilerek gerçek zarar tutarı belirlenmelidir.
O hâlde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, 21.06.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy