(506 S. K. m. 116)
Dava: Davacı, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 8.000.000.000.-lira faiz alacağının davalı Kurumdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı avukatı ve davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Hatice K. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davalı Sosyal Sigortalar Kurumunun temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davacının temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Davacı 01.03.2000 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlandığını, ancak aylıkların toplu olarak 20.01.2003 ve 18.03.2003 tarihlerinde geç ödendiğini beyan ederek hak edilen aylıkların ödeme tarihi itibariyle hesaplanacak faiz alacağının tahsilini talep etmiştir. Davalı Kurum ise, cevap dilekçesinde; davacıya bağlanan yaşlılık aylığının tüm sigorta kollarına tabi olarak çalışmaya başladığının tespit olunması nedeniyle çalışmaya başladığı tarih itibariyle durdurulduğunu, kesildiği tarih itibariyle tekrar bağlandığı ve 10.09.2001-16.03.2003 tarihleri arasında hak ettiği aylıkları toplamı 5.102.944.628 lirayı ödenmek üzere bankaya gönderdiklerini beyan etmiştir.
Davacı birikmiş aylıklarından 20.01.2003 tarihinde 2.700.000.000 lirasını, 18.03.2003 tarihinde 5.494.000.000 lirasını bankadan faiz hakkını saklı tutarak toplam 8.194.000.000 lirayı bankadan tahsil etmiştir. Mahkemece, 10.09.2001-19.01.2003 tarihleri arasında hak edilen aylıkların 19.01.2003 tarihine kadar ki ay be ay faiz hesabı yapan hesap raporuna dayanılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davacı baştan itibaren yaşlılık aylığının geç bağlandığını ve aylıklarının geç ödendiğini ileri sürdüğüne göre, aylığın 506 Sayılı Yasanın 116. maddesinde öngörülen 3 aylık süre içinde bağlanıp bağlanmadığı araştırılmalı, şayet yasada öngörülen süreden sonra bağlandığı tespit olunur ise, 3 aylık sürede gözetilerek hak edilen aylıklar için ay be ay ödeme tarihine kadar hesaplanacak faize hükmetmek gerekirken, 01.03.2000 - 10.09.2001 dönemi hak edilen aylıklar için iddia yönünde araştırma yapılmamış olması isabetsizdir.
Kabule göre de; 10.09.2001 - 18.03.2003 dönemi hak edilen aylıklar yönünden ise, Kurumun davacıya ödenmek üzere bildirdiği miktar (5.102.944.628) ile davacının 20.01.2003 tarihinde banka kanalıyla tahsil ettiği miktar (2.700.000.000) lar farklı olup; 20.01.2003 tarihinde alacağın tamamı tahsil edilmemiştir. Hak edilen aylıkların 20.01.2003 tarihinde tahsil edilen kısmı için ödeme tarihi 20.01.2003 tarihine kadar, 18.03.2003 tarihine kadar alması gereken aylıklardan kalan bakiye alacak için ise, banka kanalıyla tahsil ettiği 18.03.2003 tarihine kadar faiz hesabı yapılması gerekirken, 19.01.2003 tarihine kadar alınan aylıkların faizinin yine, 19.01.2003 tarihi esas alınarak faizinin hesaplanmış olması da isabetsizdir.
Mahkemece açıklanan maddi ve hukuki olgular üzerinde durulmadan yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul olunmalı ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 13.06.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy