(1479 S. K. m. 24, 25, 26, 35, Geç. m. 10) (YHGK. 28.12.2005 T. 2005/10-777 E. 2005/770 K.)
Dava: Davacı, davalı Kurum işleminin iptali ile 26.08.2003 tarihi itibariyle emekliliğe hak kazandığının karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi T. Özmen tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Kuruma yaptığı başvuru üzerine, 04.10.2000 tarihinden geçerli olmak üzere 1479 sayılı Esnaf Bağ-Kur sigortalısı olarak tescili yapılan davacı, vergi kaydına dayanarak 20.04.1982-04.10.2000 tarihleri arasında da zorunlu sigortalı olduğunun ve yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece; davacının, isteme konu anılan dönemin aktif sigortalı olarak geçirilmemesi nedeniyle toplam hizmetinin 5 yıl 3 ay 23 gün olduğu ve 1479 sayılı Kanunun, 4447 sayılı Kanunun 28. maddesiyle değişik 35. maddesi uyarınca 56 yaşını doldurmadığı gerekçesiyle yaşlılık aylığına hak kazanmadığı belirlenerek dava reddedilmiştir.
Dava, nitelikçe, Bağ-Kur'a tabi zorunlu sigortalılık süresinin belirlenmesi ve yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir. 01.01.1981 tarihinde vergi yükümlüsü olan davacının 24.12.1981 tarihinde Ticaret Odasına kaydolduğu ve bu kayıtların halen devam ettiği görülmekle birlikte Kurum, davacının sigortalılığını 07.03.2003 tarihinde düzenlenen giriş bildirgesine dayalı olarak 04.10.2000 tarihinden geçerli olmak üzere başlatmış olup davacının, bu tarihe kadar prim ödemesinin bulunmadığı, nitekim 07.03.2003 tarihinde yaptığı başvurunun kabul edilmesi üzerine 20.04.1982-04.10.2000 dönemine ait prim borçlarını 07.03.2003, 10.03.2003 ve 27.03.2003 tarihlerinde ödediği, 26.08.2003 tarihinde yaptığı yaşlılık aylığı başvurusunun ise reddedildiği hususları uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık, bu halde davacının 04.10.2000 tarihinden önce zorunlu sigortalı olarak kabulüne yasaca olanak bulunup bulunmadığı ve yaşlılık aylığı koşulları yönünden hangi Kanunun uygulanacağı noktasında toplanmaktadır.
Bilindiği gibi 1479 sayılı Yasanın 26. maddesi sigortalı olma hak ve yükümlülüğünden vazgeçilemeyeceği ve kaçınılamayacağını, ... bu Kanuna göre sigortalı sayılanların, sigortalı sayıldıkları tarihten en geç ... 3 ay içinde kayıt ve tescilini yaptırmayan sigortalıların Kurumca kayıt ve tescil edileceği hükmünü amir olup, 24. maddesine göre de ticari kazanç veya serbest meslek kazancı dolayısıyla gerçek veya basit usulde gelir vergisi yükümlüsü olanlar ... sigortalı sayılırlar. Öte yandan 14.04.1982 tarih 2654 sayılı Yasanın 13. maddesi ile 1479 sayılı Yasaya eklenen Ek geçici 13. maddeye göre ise tescilleri yapılmamış ancak sigortalılık niteliğini taşıyanlar yönünden ... hak ve mükellefiyetlerinin 26.04.1982'den başlayacağının kabul edildiği yine 4.10.2000 tarihinde yürürlüğe giren ve 26.10.2000 günlü Anayasa Mahkemesi kararı ile iptal edilen 619 sayılı KHK geçici 1. maddesi ile de borçlanmaya olanak tanımak suretiyle, çalıştıklarını belgeleyen sigortalıların vergiye kayıtlı bulundukları sürelere ilişkin primleri ödemek kaydıyla bu süreleri sigortalılık süresi olarak değerlendirmektedir. Kaldı ki 24.07.2003 tarihli 4956 sayılı Yasanın 47 maddesi ile 1479 sayılı Yasaya eklenen geçici 18. madde uyarınca da ... bu Kanuna göre zorunlu sigortalı olarak tescil edilmiş olanlara Yasa'da belirtilen koşullarla 20.04.1982-04.10.2000 tarihleri arasındaki ... sürelere ilişkin çalışmalarını borçlanmak suretiyle ödeyenlere, anılan bu sürelerin sigortalılık süresi olarak değerlendirilmesi konusunda olanak sunmaktadır.
Görüldüğü gibi bütün bu düzenlemelerde ortak nokta, tescil belirtilen tarihten sonra yapılsa dahi, Kanunda tanınan süreler içerisinde borçlanma hakkının kullanılabilmesinin mümkün kılınmasıdır. Nitekim 619 sayılı KHK borçlanma için herhangi bir süre de öngörmemiştir.
Davaya konu somut olayda; gerek Kanunun 24/1-a ve 25. maddelerinde, sigortalılığın, gelir vergisi yükümlülüğünün başladığı tarih esas alınarak belirlenmesi ölçütünün öngörülmüş olması, gerek 26. maddesinde sigortalı olmak hak ve yükümlülüğünden vazgeçilemeyeceği ve kaçınılamayacağı hükmüne yer verilmesi, gerekse borçlanma talebi kabul edilerek 20.04.1982-04.10.2000 dönemi primlerinin Kurumca tahsil edilmesi göz önünde bulundurulduğunda, davacının zorunlu sigortalı olarak Bağ-Kur kapsamında değerlendirilip hak ve yükümlülüklerinin, vergi yükümlüsü sıfatıyla kendi adına ve hesabına bağımsız çalışma olgusunun gerçekleşmiş olması ön koşulu da dikkate alınarak, 20.04.1982 tarihinden itibaren başlatılmasında yasal zorunluluk bulunmaktadır.
Yaşlılık aylığı bağlanması istemine gelince; başvuru tarihinde yürürlükte olan ve 4759 sayılı Kanun ile yeniden düzenlenen 1479 sayılı Kanunun geçici 10. maddesine göre, 01.10.1954 doğumlu olan davacının tahsis başvurusunda bulunduğu tarih itibariyle 48 yaşını, 01.06.2002 tarihi itibariyle de 23 tam yıl prim ödeme süresini doldurduğu, özellikle 04.10.2000 tarihinden sonraki dönem yönünden prim borcu da bulunmadığı anlaşıldığından aylık bağlama koşulları somut olayda gerçekleşmiştir. Bu nedenle, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu Mahkemece istemin reddine yönelik hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün, yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının isteği durumunda davacıya geri verilmesine, 31.03.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy